bozulup gidecektir. Muhabbet ve sevginin dünyada açamayacağı kapı yoktur. Mevlâna üslubuyla, Yunus Emre sistemiyle ve evrensel bir vicdan genişliğiyle problemlerin üstüne gidilmelidir. Evet, problemleri kökten çözebilecek bir şey varsa o da herkese gönlünü açmak ve böylece gönüllere girebilmektir.Baskı ve fiziki güç kullanarak işin üzerine gidildiği zaman muvakkaten problemler bastırılabilir. Fakat şimdiye kadar bu yöntemle kökünden halledilmiş beşerî bir problem göstermek mümkün değildir. Siz kuvvet kullanarak problemi bir yerden bastırsanız bile, o farklı bir versiyonla başka bir yerden yeniden zuhur edecektir. Denilebilir ki fitnelerde bir tür reenkarnasyon mahiyeti vardır. Dolayısıyla onlar tamamen yok edileceği âna kadar yeni yeni kılıklarla insanlığın karşısına çıkacaklardır. Bu durumda kuvvet, akıl ve mantığın doğru işlemesinin önüne geçecektir. Yani problemi başkalarının tepesine binerek halletmeyi düşündüğünüzde farklı alternatifler üretme mevzuunda akıl ve mantığınızı tam olarak kullanamazsınız. Elbette ki kuvvet olmalı, fakat o, her zaman akıl ve mantığın, basiret ve firasetin rehberliğinde, vicdan ve insafın kontrolü altında bulundurulmalıdır. Zannediyorum tarihten bize intikal eden böyle bir problemin çözümünde de aynı anlayışla hareket edildiğinde ümit vadeden bir çözüm yoluna girilmiş olacaktır.