İçeriğe geç

ren Hasan Sabbah etrafında şekillenen Haşhaşilik veya Karmatî oluşumları, İsmailîlik ve Nusayrîlik gibi pek çok bâtıl mezhebin yanı sıra dünyanın çeşitli yerlerinde ortaya çıkan mehdi iddialarının arkasında Hazreti Ali hakkında uydurulan benzer görüşler bulunmaktadır.Hazreti Üstad’ın da –hadis kriterleri açısından tenkit edilse de– mevzuyla ilgili yer verdiği bir hadis-i şerifte Allah Resûlü’nün  (aleyhissalâtü vesselam),  Hazreti Ali yüzünden iki zümrenin helak olacağını haber verdiğine değinilir. Bunlardan ilki –hâşâ– onu ulûhiyet tahtına oturtacak, diğeri ise –hâşâ– çok basit bir meseleden dolayı onu kâfir gibi görecek, ona düşmanlık yapacak ve onu öldürmeye teşebbüs edecektir. Ve gün gelmiş; Persler, Müslümanlığa fitne sokmak için Hazreti Ebû Bekir ve Hazreti Ömer’i yok saymış, onlara iki putun ismi olan cibt ve tâgût adını verecek ölçüde düşmanlık sergilemişlerdir. Ayrıca Hazreti Âişe Validemize de iftirada bulunmuşlardır.

Kin ve Nefreti Besleyen Kültürel Kodlar

Günümüzde böyle bir inhiraf içinde bulunan insanlar, belki İslam dünyasının genel durumu, devletler arası münasebetler ve mevcut konjonktür açısından meseleye yaklaşarak, herkesin gördüğü ve bildiği yerlerde bu çirkin şeyleri dile getirmiyorlar. Fakat içlerinde tutamayıp çeşitli hadiselerle dışa vurdukları kin ve nefret ifadelerine bakıldığında bu müzahrefatı içlerinden atamadıkları ve yetiştikleri kültür ortamı ile beslendikleri kaynaklar itibarıyla bu durumu aşmalarının bir hayli zor olduğu anlaşılmaktadır. Çünkü onlar, bu konuda bir kısım metodolojiler geliştirmiş ve kitaplar yazmışlardır. Dolayısıyla genel itikat ve kanaatleri de bu çerçevede gelişim göstermiştir. Mesela Kadı Abdülcebbar’ın Usûl-i Hamse’si gibi onların itikat esaslarını toplayan bir kitaba bakılacak olursa imameti beş iman esasından biri hâline getirdikleri görülecektir. Buna göre imamın, muhakkak Hazreti Ali soyundan olması gerekmektedir. Aksi mümkün değildir. Onlar

65