İçeriğe geç

Hususiyle onların ellerinden tutup, “Biz, ahirette de böyle haşrolacağız.” buyurmuş ve başka bir zamanda da dünyada iki, semada iki vezirinin bulunduğunu, dünyadaki vezirlerinin Hazreti Ebû Bekir ve Hazreti Ömer, semadakilerin ise Cebrail ve Mikâil olduğunu ifade etmiştir.39 Dolayısıyla bu zatlar hakkında negatif düşünceler beslemek hem onları hem de Allah Resûlü’nü hakkıyla anlamamaktan kaynaklanmaktadır. Ayrıca Efendimiz hem Hazreti Ebû Bekir’in hem de Hazreti Ömer’in kızıyla evlenmiş, Hazreti Osman’a iki, Hazreti Ali’ye de bir kızını vermiş ve böylece onlarla arasında farklı bir yakınlık tesis etmiştir. Muhyiddin İbn Arabî’nin Füsûs’u nazarıyla meseleye bakılacak olursa, te’vil-i ehâdis (olayları yorumlama) açısından kız alma ve vermenin farklı manalara delalet ettiği görülecektir. Fakat manaya kapalı düz insanlar olduğumuzdan dolayı ben de meseleyi biraz düz bir şekilde ifade etmeye çalışacak ve bunlara hiç girmeyeceğim.

Merkezdeki Küçük Bir Çıkıntının Muhit Hattına Yansıması

Belli bir dönemde bu zatlara yaklaşımda bazı inhiraflar baş göstermiştir. Bunlar merkezde çok göze çarpmadığından başta bunun farkına varılamamıştır. Fakat merkezdeki küçük bir çıkıntı, muhit hattında (çevresinde) kocaman bir açı meydana getirmiştir. Öyle ki ilerleyen zamanda büyüyen bu açı öyle bir noktaya gelmiştir ki birileri –hâşâ– Hazreti Ali’ye karşı çıkıp ona kâfir derken, bazıları da sözde Hazreti Ali sevgisiyle ortaya atılmış, Hazreti Ebû Bekir ve Hazreti Ömer’e ise düşman olmuşlardır. Bu husumetlerini bir kaynağa, mesnede dayandırmak için Hazreti Ali Efendimiz’in adını kullanmış, hatta o büyük zatın asla kabul etmeyeceği sıfatlarla onu tavsif ederek aşırılıklara girmişlerdir. Bunun sonucunda ise meseleyi hulül ve ittihada kadar götüren bir kısım bâtınî mezhepler ortaya çıkmıştır. İlk dönemden itiba-

64