İçeriğe geç
32. Bölüm

İrade, Mürîd Ve Murad

İsteme, dileme, arzu ve isteklerin gerçekleştirilip ortaya konması yeteneği veya iki şeyden birini tercih etme mânâlarına gelen irade; hayatını kalb ve ruh seviyesinde yaşayanlarca: “Nefsin isteklerini aşma, bedenin arzularına başkaldırma, Hakk’ın rıza ve hoşnutluğunu kendi istek ve dileklerine tercih ederek kendine rağmen her yerde ve her durumda O’nda ve O’nun muradında fâni olma” şeklinde anlaşılmış ve tarif edilmiştir.

Mürîd; kendi güç ve kuvvetinden teberri edip, zerreden sistemlere kadar her şeyi kabza-i tasarrufunda tutan Kudreti Sonsuz’un iradesine râm olan.. murad ise, Hak arzusuyla dopdolu hâle gelmiş; bütün bütün mâsivâya (O’ndan başkasına) kapanmış; O’nun hoşnutluğundan başka hiçbir şeye istek ve iştihası kalmamış, dolayısıyla da Hakk’ın murad ve matmah-ı nazarı (gözdesi) olmuş bahtiyar ruh demektir.

İrade; يُرِيدُونَ وَجْهَهُ“İş ve davranışlarında sırf O’nu ister ve dilerler.”1 gerçeğine göre, hak yolunun yolcuları için ilk menzil ve sonsuza yelken açanlar için de bir ilk konaktır. Nâmütenâhîye açılan hemen herkes, ilk defa bu liman ve bu piste uğrar. Sonra da bu birinci durağın anilmerkez gücüyle yükselir, hedefe doğru yol almaya başlar. Bu yol alış, şahsın safveti, madde ile irtibatı ve merkezdeki gücün iticiliğiyle mebsûten mütenasiptir (doğru orantılıdır). Hakk’ın tevfiki ve irade gücüne göre, kimileri bu mesafeyi yerde yürüme süratiyle, kimileri peyk, füze ve ışık hızıyla, kimileri de her türlü kemmiyet ölçüleri üstünde kat’eder. Nebide miraç, velide arşiye, dervişte seyr u sülûk, Hakk’ın tevfikiyle desteklenmiş irade, mürîd ve murada birer parlak misaldirler.

158