İçeriğe geç

“İlme’l-yakîn”in başlangıcından “hakka’l-yakîn”in nihâyetine kadar bu çok geniş mesafede, nisbî pek çok ibtidâ ve intihâlar vardır. Meselâ: Pek çoklarına göre رَبِّ اشْرَحْ لِي صَدْرِي“Rabbim sinemi aç, ruhuma genişlik ver.”3 bir intihâdır. Ama أَلَمْ نَشْرَحْ لَكَ صَدْرَكَ“Biz, Senin sineni açıp ruhuna genişlik vermedik mi?”4 mazhariyetine göre bir ibtidâdır. Kezâ رَبِّ أَرِنِۤي أَنْظُرْ إِلَيْكَ“Rabbim göster cemalini göreyim Seni.”5 kendi makamında bir son ama, مَا زَاغَ الْبَصَرُ وَمَا طَغٰى“O’nun gözü ne kaydı ne de kamaştı.”6 ufkuna göre bir başlangıçtır. Bunun gibi إِنَّ مَعِيَ رَبِّي سَيَهْدِينِ“Şüphesiz benimle beraberdir Rabbim ve bana yol gösterecektir.”7 bir maiyyeti idrak ifadesidir. Ama, لَا تَحْزَنْ إِنَّ اللّٰهَ مَعَنَا“Tasalanma, şüphesiz Allah bizimle beraberdir.”8 hakikat-i âliyesiyle kabil-i kıyas değildir.

Mebdede sadakat, vefâ ve azim esastır.. müntehâda ciddiyet, temkin ve edep. Mebdede kusur edenler, takılır yollarda kalırlar.. müntehâdakiler ise itap görür ve hırpalanırlar.

Mükellefiyetleri yerine getirmede hassasiyet ve sürekli Hakk’a yalvarıp yakarma, iradeyi besleyen önemli kaynaklardan biridir. Bunun ötesinde, Hak inayetinin, insanın gören gözü, işiten kulağı, söyleyen dili ve tutup yakalayan eli hâline gelmesi ise, onun nafilelerdeki titizliğine bağlıdır.9

اَللّٰهُمَّ أَلْهِمْنِي رُشْدِي وَأَعِذْنِي مِنْ شَرِّ نَفْسِي
اَللّٰهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ فِعْلَ الْخَيْرَاتِ وَتَرْكَ الْمُنْكَرَاتِ
وَصَلِّ اللّٰهُمَّ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ الْمُخْتَارِ
وَعَلٰى أٰلِه۪ وَأَصْحَابِهِ الْمُقَرَّبِينَ وَالْأَبْرَارِ.
160