İçeriğe geç
  • Bir insan için rızadan daha büyük bir pâye yoktur; eğer olsaydı Allah, cennet ötesi âlemlerde sevdiklerini onunla pâyelendirirdi.. oysaki, ötelerde sonu olmayan en son nimet 20وَرِضْوَانٌ مِنَ اللّٰهِ أَكْبَرُ fehvâsınca Hakk’ın hoşnutluğudur..
  • Rıza, dinin temeli sayılan en önemli esaslar üzerine bina edilmiştir. O, tevekküle dayanmakta; onun hakikati, yakînle kanatlanmakta; onun özü, muhabbetle ebediyete mazhar olmakta ve onun mâyesi, sadakatin şahidi, şükrün de fiilî beyanıdır.
  • Rıza bir hamlede insanı evc-i kemalâta çıkaran öyle büyülü bir asansördür ki, ona binebilenler, hedeflerine zamanüstü bir hızla ulaşırlar.
  • Muhabbet, ihlâs, inâbe, evbe, rıza yamaçlarının çiçekleridirler. Hak rızasına kilitlenememiş gönüllerde bu vasıfları aramak ise beyhudedir.
  • Zâhirî duygularla ifa edilen amellerin mükâfatları, kat kat da olsa, kemmiyetin dar kalıplarıyla ifade edildiğinden az sayılır. Rıza ve rıza buudlu kalbî amellerin sevapları ise, kalbin enginliğiyle mebsûten mütenâsip (doğru orantılı) ve tasavvurlar üstüdür.

    Rıza, Hak katında en büyük bir mertebedir ve onun en seviyelisi de en büyüklerin ortak vasfıdır. Hz. Ruh-u Seyyidi’l-Enâm’dan diğer peygamberlere, onlardan da diğer bütün asfiyâ ve evliyâya uzanan çizgide, ihlâs, yakîn, tevekkül, teslimiyet ve tefvîzde finale kalmış devâsâ kametlerin, ulaşabilmek için soluk soluğa yarış yaptıkları mübarek bir hedeftir. Bu hedefe ulaşma uğrunda nelere katlanılmış, ne tahammülfersâ şeyler göğüslenmiş ve ne kandan irinden deryalar geçilmiştir.

    İşte rızaya kilitli bir çilekeşin iniltileri:

    اَي جَفَايِ تُـو زِدَوْلَت خُوْبتَر…..وَانْتِـقَـامِ تُـو زِجَـانْ مَحْبُوبْتَرْ
    عَاشِقَم بَرْقَهرُ وُ بَر لُطْفَشْ بَجِد بُو…..العَجَب مَن عَاشِقِ هَرْ اِينْ دُوضِد
    وَاللّٰه اَرْ زِينْ خَار دَرْ بُسْتَان رَوَم…..هَمْچُو بُلْبُل زِينْ سَبَبْ نَالَانْ شَوَمْ
    اِينْ عَجَبْ بُلبُل كِه بُكَشَايَدْ دَهَانْ…..تَـاخُورَدْ او خَـارْ رَا بَا گُلِسْتَان
    150