İçeriğe geç

Böyle bir ruh, dünyevî telaş ve endişelerden kurtulduğu gibi, herkesin korkup tir tir titrediği ölüm ve ölüm ötesi handikapları da اِرْجِعِۤي إِلٰى رَبِّكِ رَاضِيَةً مَرْضِيَّةً“O senden, sen de O’ndan hoşnut olarak dön Rabbine.”10 iltifat ve teveccühleriyle gülerek karşılar ve ölümü var olmanın en tatlı, en imrendirici neticesi olarak görür. O, ölümle noktalanan dünya hayatından sonra –İbn Abbas’ın mezarının başında duyulduğu gibi– her menzilde اِرْجِعِۤي إِلٰى رَبِّكِ رَاضِيَةً مَرْضِيَّةً fermanını işitir, kabir hayatını cennet yamaçlarında geçirir, mahşeri bir hayret ve hayranlık olarak duyar, mîzanı bir mehâfet ve mehâbet neşvesi içinde yaşar, köprüyü de mecburî istikamet olduğu için geçer; geçer ve ruhunda itminana ermiş gönüllerin karargâhı olan Cennet’e ulaşır.

Böyle bir ruh için dünya, affa giden yolda hazırlanmış bir Arafat; ondaki zaman, büyük bayram için bir arefe; ukbâ ise bayramlar bayramıdır.

﴿رَبَّنَۤا اٰتِنَا فِي الدُّنْيَا حَسَنَةً وَفِي الْاٰخِرَةِ حَسَنَةً وَقِنَا عَذَابَ النَّارِ﴾
وَصَلِّ وَسَلِّمْ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ النَّبِيِّ الْمُخْتَارِ وَعَلٰى اٰلِه۪ وَأَصْحَابِهِ الْأَخْيَارِ.
182