İçeriğe geç

لَوْ أَنَّكُمْ تَتَوَكَّلُونَ عَلَى اللّٰهِ حَقَّ تَوَكُّلِه۪ لَرَزَقَكُمْ كَمَا تُرْزَقُ الطَّيْرُ تَغْدُو خِمَاصًا وَتَرُوحُ بِطَانًا“Eğer Cenâb-ı Hakk’a lâyıkıyla tevekkül edebilseydiniz, sizi, sabah yuvasından aç ayrılıp, akşam tok olarak dönen kuşların beslendiği gibi rızıklandırırdı.”4 Bu peygamberâne sözden herkes seviyesine göre bir şeyler anlar:

1. Avam bunu, Hz. Mevlâna’nın hadis iktibaslı:

گَرْ تَوَكُّل رَهْبَرَسْـت…..اِين سَبَب هَمْ سُنَّت پَيْغَمْبَرسْت
گُفت پَيْغَمْبَرْ بَآوازِ بُلَندْ…..بَـا تَوَكُّلْ زَانُوي اُشْـتُر بَبَند

“Evet, tevekkül her ne kadar rehber ise de, sebeplere riayet de Peygamber sünnetidir. Hz. Peygamber (huzuruna girip de: ‘Devemi bağlayayım mı, yoksa tevekkül mü edeyim?’ diyen bedeviye) yüksek sesle, ‘Devenin dizine ipini vur, öyle tevekkül eyle!’ dedi.5 beyanı çizgisinde herkese açık Allah’a itimat mânâsına anlar ki: وَعَلَى اللّٰهِ فَلْيَتَوَكَّلِ الْمُتَوَكِّلُونَ“Tevekkül edecekler başkasına değil, sadece ve sadece Allah’a güvenip dayansınlar.”6 âyeti buna işaret eder.

2. Hayatını kalb ve ruhun yamaçlarında sürdürenler ise bundan, kendi havl ve kuvvetlerinden teberri ile Allah’ın havl ve kuvvetine teslim olup, gassâlin elindeki meyyit hâline gelmeyi anlarlar ki: وَعَلَى اللّٰهِ فَتَوَكَّلُۤوا إِنْ كُنْتُمْ مُؤْمِنِينَ“Gerçek mü’minler iseniz Allah’a itimad-ı tâm içinde bulunun!”7 fermanı bunu ihtar eder.

99