“Dinle neyden nasıl hikâye eyler; (durmuş) firaklardan şikâyet eyler….. Ayrılıktan parça parça olmuş sine isterim ki, ona derd-i iştiyakımı şerhedeyim. Her kim ki kendi aslından uzak kaldı (o hep) Sevgili’ye vuslat günlerini arar.” diyerek, işte bu hasret ve bu gayreti terennüm eder.
Ayrıca gayretin, erbab-ı gayrete göre de üç mertebesi vardır:
1. Âbidlerin gayretidir ki, hayatlarını bir dantela gibi takva ve salih amel atkıları üzerinde örer ve ömürlerini bir gergef gibi işlerler. O’nun için olabilme mevzuunda o kadar gayretlidirler ki, yanlış bir iş, önemsiz bir hata ömür boyu onlara vicdan azabı olmaya yeter.
2. Hakk’a dilbeste olmuş sâliklerin gayretidir ki hâlden hâle koşar, muhabbetten zevke yürür, zevkten daha engin iştiyaklara açılır ve gözlerini O’ndan ayırmadan çalışırlar; çalışır ve فَأَيْنَمَا تُوَلُّوا فَثَمَّ وَجْهُ اللّٰهِ fehvâsınca,3 her şart ve ahvâlde letâiflerinin ibresiyle hep Hakk’a müteveccih olur ve gözlerinin içine başka hayal gireceği endişesiyle tir tir titrerler. Gönül dillerinde sürekli: ل۪ي مَعَ اللّٰهِ زَمَانٌ“Benim Allah’la farklı bir zamanım var.”4 mantûkunca kalblerinin koylarında hep o anı avlamaya çalışırlar. O’nu görme, O’nu bilme yolunda değerlendirilememiş bir zaman parçasını, zamana karşı en büyük bir saygısızlık ve israf sayarlar.
Dipnotlar
- 3 “Nereye dönerseniz Allah’ın yüzü (Zât’ı) oradadır.” (Bakara sûresi 2/115)
- 4 Bkz.: el-Kelâbâzî, Bahru’l-fevâid s.208, 335; es-Sehâvî, el-Makâsıdü’l-hasene s.565.