İçeriğe geç

Bir devir geldi, Hacı Kemal gibi kendini millete adamış insanların hali güzel bir misal olarak çokları tarafından benimsendi. Hem bir eğitim seferberliği hem de herkese hoşgörüyle yaklaşma ve dostça yaşama gayreti başladı. Millet olarak hemen hepimiz, yakın geçmişimiz itibarıyla, milletçe bir türlü gerçekleştiremediğimiz sevgiyi sevme, nefretten nefret etme ve sinelerimizdeki düşmanlık duygusuna karşı tavır alma istikametinde ümitle, iştiyakla durmadan koştuk. O günkü televizyon ekranları ve gazete sütunları birbirini senelerce düşman bilmiş insanların karşılıklı uzatılan dostluk ellerini gösteriyordu. Bu ülke insanı bir kere daha birbirine zeytin dalı uzatıyordu.

Keşke böyle bir vetireyi ümit, hayal ve beklentilerimizdeki enginlik ve zenginliğiyle devam ettirebilseydik!… Fakat maalesef, Türkiye’deki bu dostluk tablosundan hoşlanmayan dış mihraklar ve onların içimizdeki piyonları, önce toplumu teşkil eden fertlerin birbirlerine karşı güvenlerini sarstılar; milletin değişik kesimleri arasına suizan ve kuşku tohumları saçtılar; sonra da eğitim ve hoşgörü temsilcileri hakkında akla hayale gelmedik iftira ve tezvirlerle, onların en samimi davranışlarını dahi evirip çevirip hiç olmayacak bir kısım gayelere, hedeflere bağlayarak bütün hayırlı işleri âdeta kundakladılar. En olumlu gayretler etrafında şüpheler uyardılar; diyalog adına ortaya atılan tekliflerde başka maksatlar aradılar; en yararlı sözleri, beyanları sağa sola çekti, böldü, parçaladı, montajlarla farklı kalıplara ifrağ etti ve tahribin en utandırıcı örneklerini sergilediler.

104