Ama madem bu kadar istek var, belki –bazı yakın çevremin ısrarla söylediği gibi– Türk ve dünya kamuoyunun da beklentileri var, öyleyse söyleyeyim: Ben hayatım boyunca bir şahsa veya bir kuruma hiç asalak ya da tufeylî olmadım. Harçlığımın olmadığı, maaşımın yetmediği yerde borç aldım, karnımı öyle doyurdum. Eğer borç alacak birisini bulamadıysam aç durmayı tercih ettim. Müdürlüğünü yaptığım kurumda talebenin hakkı dedim, kul hakkı dedim, o kurumun sabununa bile elimi sürmedim. Hiçbir kimseden, hiçbir kurumdan ulûfe almadım, ulûfe beklentisi içine de girmedim. Allah’tan başka hiç kimseye minnetim de olmadı.
116