Evet, Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem), namazın içinde yakaladığı sahnelerle her fırsatta Allah’a münacat ve duada bulunuyordu. Bizler, cemaatle kıldığımız farz namazlarda belki bunu yapamayız fakat hususi kılacağımız nafile namazlarımızda her türlü menfezi değerlendirmek suretiyle Rabb’in huzuruna çıkıp içimizi şerh edebiliriz. Zannediyorum bu dert dökme ve Rabbimiz’den günahlarımıza ve yaralarımıza derman dilenme, içimize su serpecek, bizde bir inşirah hâsıl edecektir. Haddizatında, her gün namaz kıldığını düşündüğü hâlde bir türlü namaza giremeyen ve sofada dolaşan bahtsızlar, Rabb’in huzurunda kendinden geçip bütün gönlüyle O’na yönelmenin ne demek olduğunu bilemezler. Zira onlar namazı, bir kısım kuru formüllerden ibaret, eda edilmesi gereken bir ağırlık zannederler. Hâlbuki hakiki bir mü’min, namaza giderken yemeğe gider gibi, daha ötesinde Cennet’e gider gibi zevk ve inşirah içinde gider.. gider ve namazda meydana gelecek menfezlerle, bir an evvel Rabbisiyle mülâkat temin etmeye, O’nunla münasebet kurmaya gayret eder. Cenâb-ı Hak bütün bu mânâları bizlere duyursun. Zira O duyurmadığı müddetçe üzerimizdeki gafletten kurtulamayacak, rehavet ve miskinliği kendimizden uzaklaştıramayacağız. Namazda olsak bile kaç rekât kıldığımızı bilemeyecek, ne dediğimizin farkına varamayacağız.