İçeriğe geç

Âdeta O, muannit muasırlarına: “Düşünce ve fikir hürriyetini engelleyemezsiniz; insanlığa giden yolları tıkayamazsınız!” diyordu. Bin bir vahşet ve dalâletler tablosu olan Fransız ihtilal-i kebîrini, hürriyete açılmış bir kapı diye hâlâ alkışlarız. Hâlbuki içinde bin bir vahşet kol gezmiş ve her gün giyotinle binlerce insanın kellesi alınmıştır. Ve ihtilal, âdeta kendi kendini yiyip bitirmiştir. Öyleki, bir gün, Danton’u astıran Robes Piyer, Danton’a sorar: “Son arzun nedir?” Danton’un cevabı: “Bir arzum yok, nasıl olsa sepette kellelerimiz bir araya gelecek!” der.

Ve, işte hürriyet kapılarını açan ihtilalin içyüzü ve işte kol gezen vahşet.! Kesmedikleri insan kalmadı. Evvelâ kral ve taraftarlarını, sonra da başkalarını…

Oysaki, tam 14 asır evvel, Allah Resûlü’nün karanlıkları yırtan o aydınlık ve ışıktan eliyle zulüm ve istibdat bertaraf ediliyor, hürriyet de getirilip insanlığın önüne seriliyordu. Mazluma, mağdura yardım edeceksiniz! Onlar orada inlerken, siz burada oturup o iniltileri ney gibi dinleyemezsiniz! Bu tıkanıklığı kuvvet sökecekse, hakkaniyet duyguları içinde onu da kullanacaksınız! Fakat biz, bugün bunu yapamıyoruz. Allah Resûlü, yapma imkânı elde ettiği zaman oturdu ve hesaplaştı. Bununla beraber öyle mâkul, öyle mantıkî hesaplaşmalar oldu ki, Allah Resûlü döneminde İslâmî cephede ölen insanların sayısı, sadece 100 küsurdu. Dikkat ediyor musunuz, sadece İkinci Cihan Harbinde, iki vahşet birbiriyle boğuşurken 40 milyonu aşkın insan ölmüştü. Rusya’da gayri insanî bâtıl bir sistemin oturması için bir çırpıda yüz küsur milyon insan öldürülmüştü. Onların kanları üzerinde âdeta gemiler yürütüldü, enkazlarından binalar yapıldı ve bu binaya da “yeni sistem” denmek istendi ki, bu sistemin adı komünizm idi.

“ Yamyamları geçmişti beşer yırtıcılıkta!
155