Bütün bunların yanında O, çok iyi bir asker olarak, sulh iktiza ettiği zaman hemen sulha yöneliyor ki, yukarıda bu hususa bir nebze temas etmiştik. Burada tamamlama kabîlinden, şunları da ilâve etmemizde yarar olacak:
Kur’ân O’na şöyle diyordu: “Eğer onlar sulha yanaşırlarsa, sen de yanaş ve Allah’a tevekkül et!”41 Yani esbaba riayet et ama, Allah’a (celle celâluhu) tevekkülde de kusur etme! Esbaba riayet etmeden tevekkül, tembelliğin, şuursuzluğun, idraksizliğin; esbaba riayetten sonra tevekkül ise teslimiyetin, inkıyadın, Allah’a (celle celâluhu) bağlılığın, şeriat-ı fıtriye ve âyât-ı tekvîniye prensiplerini, kanunlarını bilmenin ve onlara riayet etmenin ifadesidir.
c. Tebliğde Devreler
Bir devre de Cenâb-ı Hakk’ın, O’na emri şu idi:
“Rabbinin yoluna hikmetle, güzel öğütle çağır; onlarla en güzel şekilde tartış; doğrusu Rabbin, kendi yolundan sapanları daha iyi bilir. O, doğru yolda olanları da en iyi bilir.”42
Kim sapıklıkta, kim hidayette, Allah (celle celâluhu) onu çok iyi bilir. Sen sadece vazifeni yap ve gerisine karışma! Bu âyet bir bakıma O’nu ve cemaatini âdeta mağarada şarj olmaya, gerilim kazanmaya davet ediyordu. Arkadan bir devir geldi ki Efendimiz, Allah’tan (celle celâluhu) aldığı şu emirlerle tebliğini açıktan ve sert bir dille yapmaya başladı. Cenâb-ı Hak bu âyetle de O’na şöyle diyordu: وَأَنْذِرْ عَشِيرَتَكَ الْأَقْرَبِينَ“Önce en yakın hısımlarını uyar!”43فَاصْدَعْ بِمَا تُؤْمَرُ وَأَعْرِضْ عَنِ الْمُشْرِكِينَ“Artık Sana emrolunanı başları çatlatırcasına anlat ve müşriklerden yüz çevir!”44
5. Hayatından Kısa Kesitler