İçeriğe geç

Medine’de ise, hizmetimizin şekli, vazifemizin gerekleri, gücümüz, karşı tarafın gücü nazar-ı itibara alınarak daha farklı bir yol takip edilmiştir. Aslında, Mekke-Medine ve daha sonraki dönemlerde karşılaştığımız strateji farklılığı; büyüme, oluşum değişikliğine uğrama vetiresinin (süreç) tabiatının icabıydı. Kendi şartları icabı Mekke’de öyle hareket edilmeli, Medine’de de böyle hareket edilmeliydi.. eğer Allah Resûlü, Mekke’de de Medine’de davrandığı gibi davransaydı, nakîseden münezzeh o en büyük plan ve strateji insanı için bu, büyük bir eksiklik olurdu. Aman Allahım! Mükemmil ve mütemmim eksikliği, bu ne büyük garabet!.. Evet, Allah (celle celâluhu), O’nu falso yapsın diye değil, isabetli karar versin ve insanlığı şaşkınlıktan kurtarsın diye göndermişti.

cb. Geri Adım Atmadı

Evet, Medine’de Allah Resûlü, değişik bir yol tutup gitmişti.. ve öyle olması da icap ediyordu. Her attığı adım bir sonraki adımın mukaddimesi, tabiî ondan sonraki adım da onun neticesi oluyordu. O, hayatında attığı adımların hiçbirinde geriye dönmemiştir. Evet, Uhud gibi hezimetten dahi zafer çıkaran Hz. Muhammed Mustafa (sallallâhu aleyhi ve sellem), nasıl geriye adım atar ki? Atmamış ve izleri ile hep “Muhammedün Resûlullah” yazmıştır. O’nun hicret mevzuundaki tavrı, davranışı bunun canlı misalidir. Habeşistan hicreti de, Medine hicreti de birer ihtida çağının, bir fütûhat döneminin sırlı kapısı olmuşlardır.

1 Haşr sûresi, 59/21.

111