İkincisi, Kur’ân-ı Kerim meydan okuyunca bunların izzetleri, haysiyetleri rencide oluyor, “yapamazsınız” deyince de gururları kırılıyordu. Hâlbuki o devirde burnu bulutlarda gezen o çok mağrur edip ve şairler böyle bir şeyi çok rahat sindiremezlerdi. Bu itibarla Kur’ân’ın bu tarz ifadesi onları fevkalâde bir gayzla, nefretle, kinle Kur’ân-ı Kerim’e karşı mübarezeye zorluyordu. İşte böyle kuvvetli bir saik altında pek çok kitabın yazılması, nice muaraza örneğinin ortaya dökülmesi gerekirdi. Hâlbuki şu âna kadar dost ve düşmanın kitaplarında bu mevzuyla alâkalı bir şeye şahit olamıyoruz. Ayrıca arz edildiği üzere, bu iş o gün mümkün olmadığı gibi bugün ve istikbalde de olmayacak demektir. Evet, ilk dönemde olmadığına göre daha sonraki devirlerde de olmayacağı açıktır.