İçeriğe geç

Ayrıca Kur’ân أَنْدَادًا kelimesiyle istihza ve tehekkümde bulunmaktadır. Şöyle ki, sizin iddia ettiğiniz gibi Allah’ın birkaç tane değil, bir tane bile benzeri olamaz. Zira olsa, iki muhtarlı bir köy, iki müdürlü bir nahiye gibi bütün âlem fesada uğrar. Siz ne kadar akılsızsınız ki bir yerde iki idareci bulunduğu zaman fitne ve fesadın hükümfermâ olacağına inandığınız hâlde, ciddi bir nizam içinde ve hep ahenk ile hareket eden kâinatın işleyişini –hâşâ– “endâd”a veriyorsunuz.

وَأَنْتُمْ تَعْلَمُونَ ifadesi, “En basit ilmî plânda dahi anlaşılması mümkün, kesin olan bu hakikati siz de bildiğiniz hâlde, yani hariçte Allah’ın eşi menendi olmadığına sizin de bir ilminiz ve ıttılaınız olması salim düşüncenin gereği olduğu için artık Allah’a (celle celâluhu) eş ortak koşmaktan sakının!” türünden bir nükte-i belâgat ifade etmektedir.

Buraya kadar beyanda bulunduğumuz hususlarla daire-i rubûbiyeti karşısında kendisine ibadet ü taatta bulunduğumuz ve tevhid-i ulûhiyetini kabul ve teslim ederek huzurunda elpençe divan durup inkiyadda bulunduğumuz Hazreti Allah’a karşı ubûdiyetimizi ve O’nun mabûdiyetini ifade etmeye çalıştık ki bununla imanın mühim dört rüknünden birini anlatmış oluyoruz. Diğer rükünlere gelince; Kur’ân-ı Mu’cizü’l-Beyan ve onunla müeyyed Resûl-i Zîşân; bir de imanın yümnüyle hareket edenler için dâr-ı cinân ve küfrün şeâmetiyle zayi olup gidenler için de su-i akıbet ve azab-ı nîrân... Bundan sonraki âyetlerde de –inşâallahu teâlâ– onlar icmalî mânâlarıyla görülecektir. Her şeyin en doğrusunu Hazreti Allâmü’l-Guyûb bilir.

448