Bilakis, toplumun başına geçenler, “Kavmin efendisi, onlara hizmet edendir.”11 fehvâsınca, hizmetçiler gibi halka hizmet sunmuşlardır.
Resûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem), bu işi kendi nurlu meclisinden ve mescidinden başlatarak, huzuruyla müşerref olan cemaate bizzat hizmet etmek suretiyle, “Cemaatin efendisi, o cemaate hizmet edendir.” esprisine bağlı yaşamış. Ardından gelen Raşid Halifeler de açılan bu çığırın sadık birer temsilcisi gibi davranmışlardır.
Hz. Talha anlatıyor:
“Hz. Ömer gece gizlice evinden çıkar, bir gölge gibi sokaklar arasında kaybolurdu. Bir gün, bu ev benim, öbür ev senin, derken, birkaç eve girdi çıktı ve sonra döndü kendi evine geldi. Merak edip, sabah sırasıyla girdiği evlere gittim.
İlk karşıma çıkan âciz, yerinden kalkamayacak kadar hasta, vücudunda yaralar bulunan biriydi…
Kulağına eğilerek sordum: “Gece senin yanına gelen şahıs burada ne yaptı?” Cevap verdi: “Vallâhi, kim olduğunu bilmiyorum; melek midir, cin midir, peri midir? Senelerdir bu şahıs gece yarısı olunca sessizce evime gelir, benim altımı üstümü temizler, yaralarımın pansumanını yapar ve şafak sökmeden önce de çıkar gider.”
Sabah namazını kılınca geldim, Ömer’in dizlerinin dibine çöktüm: “Ey Allah’ın Peygamberinin Halifesi! Beni affet, hakkında suizanda bulundum. Seni, elin âlemin evine tecessüs için giriyor zannettim.” dedim.
Hz. Ömer mahzun, “Demek buna muttali oldun!” dedi ve meseleyi kapatıverdi.”12
Ne imtiyaz ne de fâikiyet; evlerinde hasta yatan insanları devlet reisi bizzat ziyaret ediyor, yaralarını sarıyor; hem de bütün bunları hiç kimseye hissettirmeden yapmaya çalışıyor…
6. Bünyan-ı Mersûs (Kurşundan Bina) Gibi Sağlam Bir Toplum
Dipnotlar
- 11 Deylemî, Müsned 2/324; Aclûnî, Keşfü’l-hafâ 1/561-562.
- 12 Ebû Nuaym, Hilyetü’l-evliyâ 1/48.