İçeriğe geç

İnsanca yaşamanın sürekliliği mücadelenin de devamlılığını gerektirir. Mücadele ise, ‘emr-i bi’l-mâruf nehy-i ani’l-münker’ çerçevesi içinde olmalıdır. Bir âyette bu durum şöyle izah edilir:

كُنْتُمْ خَيْرَ أُمَّةٍ أُخْرِجَتْ لِلنَّاسِ تَأْمُرُونَ بِالْمَعْرُوفِ وَتَنْهَوْنَ عَنِ الْمُنْكَرِ وَتُؤْمِنُونَ بِاللّٰهِ

“Siz, insanların hayrı için çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz, doğruluğu emreder, fenalıktan alıkoyar ve yürekten Allah’a inanırsınız.”17

Âyetteki كُنْتُمْ “oldunuz” kelimesinde ince bir nükte vardır. Evet, âyetteki ‘öyle idiniz’ değil de ‘oldunuz’ mânâsına gelen bir kelimenin seçilişi oldukça mânidardır.

Demek ki, ortada bir ‘keynûnet (olma)’ söz konusu.. önce böyle değildiniz, sonradan oldunuz. Zaten ezelde olunan bir keyfiyet zail olmaz. Ancak sonradan olan, elde edilen şey zail olur. Dolayısıyla da, insanın hayırlı olması, emr-i bi’l-mâruf çerçevesi içinde mücadele vermesine ve bu ruhu devam ettirmesine bağlıdır.

27