İnanç ve idealden mahrum, hasbîlik ve diğergâmlık bilmeyen bu karanlık ve fersiz ruhlar çalışmayı sevmez, sıkıntıya gelmez, zamanı değerlendirmesini bilmez, ‘menn ü selva’16 bekler gibi hep tekâsül gösterirler. Ümitleri sığ, iradeleri de mefluçtur. Günübirlikçi ve menfaatlerine düşkün olduklarından ötürü de, bütün bir hayat boyu başkalarının dümen suyuna göre hareket eder ve onların dublesi olarak yaşarlar.
11. İdealden Mahrum Olmak
Özü koruma istikametinde gösterilen her gayret, hem yüksek bir zevk hem de gelecekteki mutluluğun teminatı olması itibarıyla mukaddes bir hamledir. Ancak, bu zevki idrak edebilmek için de yine ruh köküne bağlılığa, mazi esintili ilhamlara, inanç ve fazilete ihtiyaç vardır.
Düşünce dünyasını bu esaslar üzerine oturtamamış kimselerin bu yüksek zevki duymalarına imkân yoktur. Çünkü onlar, düşünce ve inançlarında bu kaynaktan beslenmemektedirler.
Eğer düşünce ve inançlar, sürekli canlı tutulmazsa, kendi içinden beslenmeyen bir göl gibi yavaş yavaş suları çekilecek, kuruyacak ve bir gün mutlaka yok olacaktır. Bu ise, bir millet için apaçık bir inkırazdır.
Bizce, günümüzde mühimlerden mühim bir mesele varsa, o da, hemen her düşünceye yahşi çeken idealsiz nesillere inanç, fazilet, sabır, çalışma aşkı, mazi hayranlığı ve geleceği hallaç etme iştiyakı aşılayarak onları yeniden inşâ etmektir. Böyle bir yolda gösterilen her gayret, hem bugünü hem de yarınları âbâd edecek ve gelecek nesiller arasında da bir yâd-ı cemil olarak kalıp gidecektir.
Tarlaya tohum saçmadan topraktan bir şey beklemek abes olduğu gibi, genç kuşakların insanlığa yükseltilmesi istikametinde bazı fedakârlıklara katlanmadan, bu yüce hedefe ulaşmaya imkân yoktur. İnsan, almadan önce vermesini bilmelidir ki, alma mevsiminde de kat kat alabilsin.
Dipnotlar
- 16 İsrailoğullarına Tih çölünde Hz. Musa ile birlikte kaldıkları süre içinde gökten indirilen bıldırcın eti ve kudret helvası. Bkz.: Bakara sûresi, 2/57; A’râf sûresi, 7/160; Tâhâ sûresi, 20/80.