İçeriğe geç

Allah, her insanın içine iyilik yapma hissini yerleştirmiştir. Bu itibarla da her ferdin içinde iyilik yapma hissi potansiyel olarak vardır diyebiliriz. Ancak Allah’ın herkesin içine yerleştirdiği iyilik yapma hissinden kaynaklanan bir iyilik ile, Cenâb-ı Hakk’ı tefekkür etme mülâhazasıyla yapılan bir iyilik arasında fazilet açısından önemli bir fark vardır. Nasıl, severken veya kızarken “Allah için” yapmak gerekiyor; öyle de iyiliği “Allah için” yapmak mü’mine daha fazla sevap kazandıracak ve aynı zamanda bu niyet ile iyilik yapmak amellere ayrı bir derinlik de katacaktır. İsterseniz meseleyi bir misal ile müşahhaslaştıralım: Mü’min, zor durumda kalmış bir karıncayı, özünde potansiyel olarak mevcut olan iyilik yapmak düşüncesiyle, içinde bulunduğu o zor durumdan kurtarabilir. Bunun sevap olmadığını söylemek mümkün değildir. Ancak bunu “Benim içimde böyle bir iyilik yapma düşüncesi var. Ama Allahım, bunu sırf Senin rızanı kazanmak için yapıyorum.” duygu ve düşüncesi ile yapmak, iyilik yapmaya ayrı bir derinlik kazandırır.

Hüsnüzan Asıldır

İnsanlar hakkında, mümkün olduğu nispette hüsnüzan etmek lâzımdır. Suizan ise pek çok kötülüğün kaynağıdır. Ayrıca iyi hâl esas; suç ise arızîdir. Buna göre kötülükler kendi emare ve delilleri ile ortaya çıkacağı âna kadar bir insan masum sayılır. Bizim de bu masumiyete saygılı olmamız gerekir. “Beraet-i zimmet asıldır=İspatlanmadıkça kişinin suçsuzluğu esastır.” demek olan kural, hukukun temel prensiplerindendir. Biz böyle davranmakla aynı zamanda, Hıristiyanlık’taki “zenb-i aslî”ye benzer şekilde herkesi mücrim görme gibi bir vartaya da düşmemiş oluruz.

54