İçeriğe geç

Yalnız burada dilin hususiyetlerini de göz önünde tutarak bir hususa dikkat çekmek istiyorum: Âyette hem “kâfirler” kelimesinde, hem de “mü’minler” kelimesinde harf-i tarif vardır. Bunun anlamı; Allah (celle celâluhu), imanda mutlak kemale ermiş mü’minler üzerine kâfirlerin hâkimiyetine yol vermeyecek demektir. Aksi hâlde, onlar kâmil mânâda mü’min değilseler, kâfirler onların üzerinde hâkim olabilirler demektir. O hâlde herkes başının çaresine bakmalı, kat’iyen ferden ya da cemaaten başka milletlerin sultası altına girmemelidir.

Felak ve Nâs Sûreleri

Bazı ilim mahfillerinde Felak ve Nâs sûrelerinin namazda okunamayacağına dair yanlış bir kanaatin olduğu söylenmektedir. Böyle bir kanaatin uyanmasına, İbn Mes’ûd’un Peygamberimiz’in sağlığında tertip ettiği Kur’ân’da bulunan sûrelerin arasında, bu iki sûrenin olmadığıyla alâkalı rivayet sebep olmuştur.37 Oysa İbn Mes’ûd’dan bize ulaşan bu haber, mütevatir bir habere muhalefetinden dolayı şâz sayılır.38 Zaten İbn Hacer gibi pek çok hadis uzmanı, Efendimiz’in bu iki sûreyi namazda okuduğuna dair gerek Müslim’in el-Câmiu’s-Sahîh’inde39 gerekse Saîd b. Mansûr’un Sünen’inde pek çok sahih rivayetin bulunduğunu kaydetmişlerdir.40

İbn Mes’ûd’dan rivayet edilen mezkûr görüş incelenirken dikkat edilmesi gereken birkaç husus vardır: Öncelikle İbn Mes’ûd, bu iki sûrenin Kur’ân’dan olduğuna değil, mushafta bulunmasına karşıdır. Zira İbn Mes’ûd, Peygamberimiz’in Mushaf-ı Şerif’e bizzat izin verdiği şeylerden başkasının konulmaması hususunda ısrarcıydı. Bâkillânî’nin yorumuyla ifade edecek olursak, bu hususta Efendimiz’in verdiği izin ona ulaşmamış olabilir.41

65