İçeriğe geç

Kur’ân ferman ediyor: Allah ve Resûlullah’a îmanı olan, ahirete îmanı olan fertlerin herbirini Allah ve Resûlullah’ı nefsine, annesine, babasına ve sevdiği herşeye tercih etmenin dışında göremezsiniz.[42] Bir ferd Allah’a Resûlullah’a ve Kur’ân’a inanıyorsa, Onları sevdiği ve bağlandığı herşeye tercih edecektir. İşte Hazret-i Ebu Bekir, sevdiği, bağlandığı babasını, evladını, ailesini, kabilesini, herşeyini Allah ve Resûlullah için terkederek sıddık ünvanına mazhar olmuştu. O ve diğer Ashab-ı güzin efendilerimiz öyle kimselerdi ki, îmanın kâlblerine perçinlendiği sarsılmayan, usanmayan, dönmeyen ve yılmayan birer ruhla te’yid buyrulmuşlardı.

BEDİR ASHABI NEDEN BÜYÜKTÜR?

Eslaf: Bir insan Bedir ashabı’nın isimlerini herhangi bir maksadı için şefaatçi olarak zikretse, Allah o maksudunu hasıl eder demişlerdir.

Ad ve isim mühim değildir. Mühim olan o müsemmayı hatırlamaktır. Siz: Allahümme bi seyyidina Hamza dediğiniz zaman. Hazret-i Hamza’nın mübarek ruhanîyatı orada hazır bulunacaktır. Eslaf’ın ittifak ettikleri bu hususta pek çok rivayet de vardır. Ve onların adları Cebrail’in, Mikail’in İsrafil’in, Azrail’in ve diğer bütün meleklerin adlarından önce gelen adlardır.

O gün, Bedir ashabı babaları, kardeşleri, akrabaları, evlatları ve aşiretleriyle karşı karşıya geldiler. Yani birlikte neş’et edip birlikte büyüdükleri, kimi zaman acılarını kimi zaman sevinçlerini paylaşarak hayat sürdükleri şahsî dostlarını, Allah ve Resûl’ü için terkedip karşı karşıya geldiler. Ebu Ubeyde babasıyla karşı karşıya geldi. Hazret-i Ali, kardeşi Akil’in karşısında durdu. Hazret-i Ebu Bekir atını sürüp oğlu Abdurrahman’ın saflarını yardı. Hazret-i Ömer, hiç tereddütsüz, dayısı As İbn-i Hişam’ın boynunu vurdu…

46