İçeriğe geç

Hangimiz memleketin başına gelen bela ve musibetleri kendi günahlarımızdan biliriz. Eğer Bu kuraklık benim günahlarım sebebiyledir. Bu bela ve musibetler benim yüzümden milletin başına yağıyor. Allahım beni affet. Günahlarım yüzünden masum insanları mahvetme diyebiliyorsanız; belalardan, musibetlerden ve İslâm’ın devasa meselelerinden müteessir oluyor, bunların sebebini herşeyden önce kendinizde görüyorsanız; Siz sadıklardansınız, sadık bir mü’min, İslâm’a sadık bir müslümansınız demektir.

Bir müddet sonra, tekrar Hazret-i Ömer’e müracaat ettiler. Yağmur duasına çıkmasını istediler. Ömer birden, birşey hatırlamış gibi koştu. Gitti, Hazret-i Abbas’ın evine vardı. Kapısını vurdu. Gel benimle dedi. O’nu bir tepeye çıkardı. Orada, Abbas’ın ellerin tutup, yukarıya kaldırdı. Sonra dudaklarından şu sözler döküldü: Allah’ım! Bu Senin Habibin’in amcasının elidir. Bu el hürmetine bize yağmur ver. Sahabi diyor ki. O el,daha aşağıya inmeden yağmur yağmaya başladı. Biz aşağıya yağmurla, selle birlikte indik.[49]

Onlar, Allah Resûlü’ne ait herşeyi kendi nefislerine, arzularına ve isteklerine tercih etmekle sadakatlarını gösteriyorlardı. Askerdeki oğlunuzdan bir mektup gelse, hatırasıdır diye saklarsınız. Evladınız vefaat etse, ona ait şeyleri teyemmümen, teberrüken saklar, zaman zaman öpüp, koklarsınız. Her mü’min daima Resûlullah’a ait şeylerle müteberrik ve müteyemmim olmalıdır. O’na ait şeyleri, teberrüken yanında, vasfında ve ruhunda taşımalıdır. O’na ait şeylere sadakattan bir an bile ayrılmamalıdır. Lihye-i şerif’i (Sakal-ı şerif) bize getirenler, şuur ve sadakatlerinin ifadesi olarak O’nu atlaslarda saklamış, en mübarek gün ve gecelerde öpülüp, koklanılmasını adet hâline getirmitlerdir.

OSMANLILAR’IN RESÛLULLAH’A SADAKATLARI

52