Ebû Nuaym’ın Hilyetü’l-Evliya’sında ve Taberânî’nin Mu’cemu’l-Evsat’ında zikredilen Ebu’d-Derdâ Hazretlerinin rivayet ettiği bir hadis-i kudsîde Efendimiz şöyle buyurmaktadır: “Aziz ve Celil Allah ferman buyurdu: Ben Allahım, Benden başka ilâh yoktur. Kâinatın yegâne sahibi ve hükümdarların efendisi Benim. Hükümdarların, idarecilerin kalbleri Benim elimdedir. Eğer kullarım Bana itaat ederler, dinin gereğini yerine getirirlerse idarecilerinin kalblerini onlara karşı merhamet ve şefkat duygularıyla doldururum. Fakat, eğer kullar Bana isyan eder, dinden yüz çevirirlerse hükümdarlarının kalblerini onlar hakkında öfke, hiddet, hınç ve kine sevk ederim de onlara azabın en acılarını tattırırlar. Öyleyse, idarecilerinize beddualar ederek kendinizi oyalamayın; zikir, dua ve yakarışlarla mamur ettiğiniz gönüllerinizle Bana yönelin ki ben de zalim idarecilerinizin haklarından geleyim.”2
Evet, her problem akabinde başkalarını suçlar, kabahatleri ona-buna yükler durursak, vazifemizin dışında işlere girmiş oluruz. Zaten, Kur’ân-ı Kerim de şöyle buyurmuyor mu?: “Ey iman edenler! Siz kendinizi düzeltmeye bakın! Siz doğru yolda olduktan sonra sapanlar size zarar veremez.”3 Evet, bu âyetin mânâsı, “Başkalarına hiç karışmayın, siz sadece kendinize bakın” demek değildir. Aksine âyetten anlaşılması gereken mânâ, başkalarının dalâlet ve sapıklıklarını gidermeye çalışırken, yanlışlıklarını görüp konuşurken insanın kendisini unutmamasıdır; yani, şahsî muhasebeyi asla ihmal etmemesidir. Bu âyeti sırf ferdî bir mânâda da almamalı, âyette geçen أَنْفُسَكُمْ ifadesinden hem ferdi hem nefsi hem de toplumun tamamını içine alan bir mânâ çıkarmalı. Yani fert, fert olarak, Müslüman toplum da toplum olarak, iyilik ve dürüstlüğünü korumalıdır. Kurtuluş ve toplumun hidâyeti fertlerden başlar. Fertler düzelirse toplum da düzelir.
Dipnotlar
- 2 et-Taberânî, el-Mu’cemü’l-evsat 9/9; İbn Ebî Şeybe, el-Musannef 7/63.
- 3 Mâide sûresi, 5/105.