1959 senesinde ölen Hulki Sel ismindeki adam, dünyada yetim malını yediği için boynuna zincir bağlamışlar eziyet çekiyordu. 7 yaşında ölen oğlumu yeşillikler içinde bir elma ağacı altında elma toplarken gördüm.
1960 senesinde ölen Arif Danışman hâlen sağ olan Şerif Harman’dan bir çap (bir ölçü) buğday borç almış, öldüğünde vermediği için azap çekiyordu. Bana yemin verdirdi. ‘Oğluma söyle, borcumu götürüp versin.’ dedi.”
Bu haber tamamen doğruydu. Nitekim oğlu, maden işletmesinde çalışan Fahri Danışman babasının borcunu verdi.
“Son olarak döneceğim sırada bana, ‘Senin çocukların çok küçük, sana acıdık, iki sene müddet veriyoruz, iki sene sonra dünyayı terk edeceksin, buraya geleceksin!’ dediler.”
Bu çeşit vak’aları, Efendimiz devrinde de görmek mümkündür. Nitekim kız çocuğunun bir derede boğularak vefat ettiğini söyleyen sahabiye Allah Resûlü acımış ve ondan kendisini oraya götürmesini istemişti. Yanlarında daha birçok sahabe olduğu hâlde bu yere gelinmiş, Efendimiz kıza ismiyle hitap edip, kızın da “Lebbeyk yâ Resûlallah!” dediği duyulmuştu. Efendimiz kıza geri gelmek isteyip istemediğini sormuş, o ise bulunduğu yerden çok memnun olduğunu ve geri dönmek istemediğini söylemişti.47
Hz. Enes anlatıyor:
Yaşlı bir kadının bir tek oğlu vardı. Çocuk aniden vefat etti. Kadın çok üzüldü ve ellerini açarak şöyle dua etti: “Yâ Rab! Senin rızan için, Resûl-i Ekrem’e (aleyhisselâm) biat edip hicret ile buralara geldim, benim biricik evlâdımı o Resûl’ün hürmetine bağışla.”
Hz. Enes, sözüne şöyle devam ediyor: “O ölmüş çocuk kalktı ve bizimle beraber yemek yedi…”48
e. Bir Elin Becerileri
Dipnotlar
- 47 Kâdı Iyâz, eş-Şifa 1/279; Hafacî, Şerhu’ş-Şifa 3/106.
- 48 Kâdı Iyâz, eş-Şifa 1/279-280.