İçeriğe geç

Gönül isterdi ki artık onlar da bizim üzerinde durduğumuz meselelere sahip çıksın ve düşünce sistemlerine ayrı bir buud kazandırsınlar! Evet, her şeyin maddeden ibaret olmadığını onlar da görsün ve ilim diliyle bunu cihana ilan etsinler!

Söz buraya gelmişken, bizzat müşahidi olduğum bir vak’ayı nakletmeden edemeyeceğim:

Sinir mütehassısı olan bir arkadaşımız, bulunduğum yerde yedek subaylık yaparken, bir zamanlar şahit olduğu bir vak’ayı bana aynen şöyle anlatmıştı:

“Bir yerde fincan kullanarak ruhları çağırıyorlardı. Bu fincan belli harflere uğrayarak sorularımıza cevap veriyordu. Ben elimi fincanın üzerine koydum, fincanın hareket ettiğini gördüm. Fincanın, masa üzerindeki harflerin, rakamların karşısına gittiğini dikkatle takip ettim. Derken, bir aralık ruhları çağırıyorduk ki, oraya şeytan geldi. “Kimsin?” dedik. “Şeytan!” diye yazdı. Hepimiz ürperdik. Hz. Âdem’den beri, insanlığın bu ezelî hasmı, hem de davet edilmeden gelmişti. Sordum:

– Sana Meyve’nin Altıncı Meselesini52 okusam dinler misin?

– Dinlerim, dedi ve okumaya başladım:

– “Hem nasıl ki, bir harika şehirde milyonlar elektrik lambaları hareket ederek her yeri gezerler, yanmak maddeleri tükenmiyor bir tarzdaki elektrik lambaları ve fabrikası, şeksiz bedahetle elektriği idare eden ve seyyar lambaları yapan ve fabrikayı kuran ve iştial maddelerini getiren bir mucizekâr ustayı ve fevkalâde kudretli bir elektrikçiyi hayretler ve tebriklerle tanıttırır… Yaşasınlar ile sevdirir.” Sözün burasında “Nasıl buldun?” diye sordum.

– Evet, güzel, dedi. Okumaya devam ettim:

98