İçeriğe geç

Eser belâgat incelikleri yönünden ağırlıklı olmakla birlikte onda, yeri geldiğinde kelâm,[25] fıkıh,[26] içtimaî tefsir,[27] psikolojik tefsir,[28] fennî (bilimsel) tefsir,[29] tasavvufî tefsir[30] bakımından dikkate değer izahlar bulmaktayız. 17-18. âyetler vesilesiyle münafıklar hakkındaki meselleri, beyan ilmi açısından etraflı bir şekilde tahlil eder.[31] Kur’ân’ın bu mesellerle onların tutarsızlıklarını, çarpık hâlet-i ruhiyelerini, bocalamalarını, kişilik bozukluklarını nasıl resmettiğini anlatır. Diğer taraftan Kur’ân’ın, yeri geldikçe mesel irad etmek suretiyle meseleleri müşahhas hâle getirmesi hakkında genel mütalâasında da şöyle der: “Ve işte bu şekilde temsil yoluyla vehim akla, hayal de fikre teslim oluyor.. ve oldukça garip ve uzak meseleler hâzır hâle geliyor. İnsan öldükten sonra dirilmeyi uzak görebilir; ancak baharı görünce, sanki çok uzak bir mesele olan o tekrar dirilme, gözünün önünde mahsüs ve makûl bir hâl alıyor gibi olur. Bunun gibi, temsil yoluyla mânâlar da âdeta cisim giymiş olurlar. Kur’ân-ı Kerim’in ifadelerindeki bu canlılığı, Abdülkâhir Cürcânî (ö.471/1079), Zemahşerî (ö.538/1144), Sekkâkî (ö. 626/1229), Bediüzzaman (ö.1960) ve Seyyid Kutup (ö.1966) gibi yüzlerce muhakkik çok iyi görmüş ve değerlendirmişlerdir.”[32]

11