İçeriğe geç

Evet orada “İman ettik.” derler ama, وَإِذَا خَلَوْا إِلٰى شَيَاطِينِهِمْ “Şeytanlarıyla baş başa kaldıkları zaman” قَالُۤوا إِنَّا مَعَكُمْ “Biz sizinle beraberiz.” derler. Demek ki onlar, mü’minlerle devamlı oturup kalkmıyorlardı. Sık sık fikirlerini olgunlaştırmak, pişirmek için fikir babalarına müracaat ediyor ve şeytanlarının yanlarına gidip geliyorlardı. Yukarıda da işaret ettiğimiz gibi, خَلَوْا kelimesi إِلٰى ile kullanıldığı zaman “vâsıl oldu” mânâsı da verilebilir. Demek ki onlarla şeytanları arasında her zaman bir vuslat cereyan ediyordu. Vuslata vardıkları zaman إِنَّا مَعَكُمْ “Biz sizinle beraberiz.” diyorlardı.

Burada şöyle bir belâgat nüktesi de göze çarpmaktadır: Bunlar haddizatında mü’minlerden her zaman şüphelenip ciddi bir reybîlik içinde bulunmalarının yanında âdeta kendi kendilerinden de şüphe ediyorlardı. Evet mü’minlerle karşılaştıklarında اٰمَنَّا diyen bu kimseler, kendi adamlarının yanlarına döndüklerinde de bu sözü hakikaten kalbden söylemediklerini belirtme lüzumunu hissediyor da: “Biz onlarla karşılaştığımızda اٰمَنَّا dedik ama içimizden gelerek söylememiştik; aslında biz her zaman sizinle beraberiz.” diyerek güven vermek istiyorlardı ve onlara karşı da tereddüt yaşıyorlardı. Yani onlar, Müslümanlarla karşılaştıklarında Müslümanlara müdârât yapıyor olduklarının anlaşılacağı endişesini taşıyor; şeytanlarının yanına döndüklerinde de Müslümanlara karşı sergiledikleri o sûrî muameleden ötürü “Acaba bizimkiler bizden şüpheleniyor mu?” paniğini yaşıyorlardı. Bunu, te’kidli isim cümleleri içinde emniyet telkin etmeye çalışır mahiyetteki ifadelerden anlamak mümkündür:

إِنَّا مَعَكُمْ, bir isim cümlesidir ve “Gerçekten biz sizinle beraberiz.” anlamına gelmektedir. إِنَّمَا نَحْنُ مُسْتَهْزِئُونَ cümlesi de “Biz sadece onlarla istihza ediyorduk.” şeklinde dostlarına güven verme mânâsındadır.

308