İçeriğe geç

Bu noktada istidradi olarak “şeyâtîn”le alâkalı bir değerlendirme de yerinde olacaktır. Şeytan (aleyhilla’ne), çeşitli hadis-i şeriflerin beyanına göre, oldukça mütemerrit ve bir yönüyle de muamma bir varlıktır. Onun hakkı bilmesi, sonra bu bilgiden kendisinin istifade edememesi, uzun zaman Allah’a ibadet ediyor gibi davranması ve daha sonra temerrüt ederek kendi gibi “merede”nin başında gelmesi, bir mânâda onu bir muamma hâline getirmektedir. Erbab-ı tasavvuf içinde hayrı şerri bir bilenler, ‘kubh’u ‘hüsn’ü aynı görenler, ikisine aynı nazarla bakanlar, diğer bir ifadeyle Celâl’i Cemâl’den tefrik etmeyenler, ‘halk’ı hep hayra bağlayanlar, ihsaslarının muktezası olarak, şeytanı da bir bakıma farklı bir tezahür olarak görmüş ve şer’î kıstaslarla telif edilemeyecek şekilde bambaşka anlatmış ve onu itaatin sembolü olan Hazreti Âdem’le bir tutmuşlardır. Bu arada “Emre itaati Âdem’den, aşkı da şeytandan öğrenmek lazımdır.” şeklinde beyanda bulunanlar bile olmuştur. Suizanna bâdi tasrihi uygun bulmadığımız için bu kadarla iktifa etmek istiyoruz.

311