İçeriğe geç

أَزْوَاجٌ kelimesi “zevçler, eşler” demektir ki, kadınlara göre erkekler, erkeklere göre de kadınlar için kullanılır. Buradaki ıtlâktan şu nükte çıkarılabilir: Bir kısım mütedeyyine ve sâliha kadınlar dünyada başlarından nikâh geçmeden göçüp gittikleri gibi bir kısım erkekler de yine mücerret olarak vefat eder giderler. Dünya hayatında başlarından evlilik geçmeyen o erkeklerin ötede sâliha hanımlardan ahirete gitmiş kimselerle tezviçleri düşünülebilir; zira Cennet’te behemehâl her insanın bir hayat arkadaşı olacağı söz konusudur.

مُطَهَّرَةٌ Aynı zamanda bu eşler tertemizdir ve olabildiğine pâktırlar; Cennet’e râci فِيهَا’daki zamir de buna bir işarettir.. evet onlar Cennet’e layık keyfiyette pâk ve mutahhardırlar. Hatta hayız, nifas, istihâza gibi kadınlık hâllerinden dahi âri, berî ve muallâdırlar. Nâpâk durumlar onlar için söz konusu değildir. Dahası onlar, farklı densizliklerden de müberrâ bulunmaktadırlar. Keza, erkekler de onlar gibi her türlü huysuzluktan, hırçınlıktan münezzeh ve müberrâdırlar.

Hem de وَهُمْ فِيهَا خَالِدُونَ onlar bu Cennet’te, Cennet’e ait o baş döndüren sonsuz güzellikler içinde ebedîdirler.

اَللّٰهُمَّ أَدْخِلْنَا الْجَنَّةَ مَعَ الْأَبْرَارِ بِشَفَاعَةِ نَبِيِّكَ الْمُخْتَارِ وَآلِهِ وَأَصْحَابِهِ الْأَخْيَار،ِ اَلْحَمْدُ لِلهِ أَوَّلًا وَآخِرًا بِعَدَدِ قَطْرِ الْأَمْطَارِ وَأَمْوَاجِ الْبِحَارِ، وَصَلِّ وَسَلِّمْ عَلَى سَيِّدِنَا وَشَفِيعِ ذُنُوبِنَا مُحَمَّدٍ اَلْمُخْتَارِ، آمِينَ يَا مُعِينُ.

[1] Bkz.: Hicr sûresi, 15/87; Zümer sûresi, 39/23.[2] Bkz.: Bediüzzaman, İşârâtü’l-İ’câz s.121.[3] Bkz.: Bediüzzaman, Sünûhat s.17.[4] Buhârî, tevhid 35; Müslim, cennet 4, 5.[5] Buharî, bed’u’l-halk,8; Müslim, cennet, 14; Tirmizî, kıyame, 60.[6] Bediüzzaman, Sözler s.545 (Yirmi Sekizinci Söz).[7] et-Taberânî, el-Mu’cemü’l-kebîr 6/52, 8/258, 22/451.[8] Buhârî, bed’ü’l-halk 8; Müslim, cennet 14.[9] et-Taberânî, el-Mu’cemü’l-kebîr 6/52, 8/258, 22/451.

545