Eşlerin birbiriyle irtibatı nasıldır, orada bu akdin keyfiyeti nasıl olur onu bilemeyiz.. yeni bir akit mi, yoksa buradaki nikâh mı? Ne şekilde olursa olsun, oradaki akit doğrudan doğruya Cenab-ı Hakk’ın meşîetine bağlıdır. Bu mesele biraz daha tamim edilerek denebilir ki, onlara verilecek bu türden şeyler dahi buradaki ruh hâletlerine uygun ve bir bakıma da onların kendilerine benzer mahiyette olacaktır. لَهُمْ kelimesinden de anlaşılır ki, bu karşılıklı kopmaz bir bütünleşme ve doğrudan doğruya Cenab-ı Allah’ın yaptığı bir akittir. Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) bir hadiste “Meryem’i bana nikâhladılar.”[7] buyurur ki, orada, şahitlerin huzuruna ihtiyaç olmadan akdin doğrudan doğruya Allah tarafından yapıldığını gösterir. Ayrıca orada Cenab-ı Hakk’ın vereceği zevcelerle alâkalı bir hadiste: إِنَّ لِلْمُؤْمِنِ زَوْجَتَيْنِ يُرَى مُخُّ سُوقِهِمَا مِنْ بَيْنِ ثِيَابِهِمَا “Cennet’te her insana öyle iki zevce vardır ki, elbiselerinin üstünden bacağının iliği görünür.”[8] denmektedir. Bu hadisi, bunlardan birisi dünya kadını, diğeri de Cennet kadınıdır şeklinde anlayanlar olmuştur. Herhâlde bu, en az verilen içindir. Çünkü biliyoruz ki, Efendimiz’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) dünyada nikâhı altına giren bütün zevceleri orada da O’nun hanımları olacaklar, zira onlar ümmühât-ı mü’minîndir. Üstelik herhâlde Firavun’un hanımı Hazreti Âsyâ (radıyallâhu anhâ) ve Hazreti Meryem (radıyallâhu anhâ) da Efendimiz’e tezvîc edilince[9] sayı daha fazla olacaktır. Fakat sahih hadisin ifade ettiği ikidir. 70 adet şeklindeki rivayetleri bazıları zayıf kabul etmiş ve mevsûk değildir demişlerdir. Bununla beraber bu Cenab-ı Hakk’ın meşîetine kalmıştır, istediği şeyleri lütfeder…