İçeriğe geç

Bu millete, kendi değerleriyle var olduğu sürece güvenmeli ve mutlaka ona itimat edilmelidir. Çünkü o, nice defalar en çetin imtihanları başarıyla atlatmış; aç kalmış, susuz kalmış, yoksulluğun her çeşidini görmüş ama devrilmemiştir. Onun katlanamayacağı bir şey vardır, o da, şeref ve haysiyetine gölge düşürülmek istenmesidir. O buna hiç katlanmamıştır ve katlanmaz da.

O, Çanakkale’de İngiliz’in top ve güllelerine göğsünü korkusuzca siper etmiş, Fransız karşısında dimdik durmasını bilmiş ve bacısının peçesine uzanan eli kırmış, Ege’de Yunan’ı denize dökmüş… ve iktiza ettiğinde canıyla beraber bütün varlığını da bir keseye koyup milletine bağışlamasını bilmiştir. Yeter ki o edip eylediklerinin çarçur edilmediğine kanaat getirsin.

Bugün dahi bu millet kendini idare edenlere tam güvense ve bizzat yapılması gereken davranışları onlarda görse, fazla değil beş-on sene içinde iktisadî, idarî ve siyasî açıdan dünyanın sayılı devletleri arasına girecek ve kendinden beklenen misyonu eda edecektir.

Aksine o, kendisini idare edenlerde israf ve tebzîr gördüğü müddetçe, sağa-sola iş olsun diye gidenlerin aldıkları korkunç harcırahları duydukça, onlara itimat ve güvenini kaybedecek ve hiçbir fedakârlığa yanaşmayacaktır. Ne var ki, ondaki bu tavır ve geri duruş arızîdir. Onun asıl cevheri mürüvvet, insanlık ve hasbîlikten yoğrulmuştur.

Burada ona değil de onu idare edenlere bir kısım diyeceklerimiz olabilir:

288