İçeriğe geç

b. Madenler ve Yeraltı Zenginlikleri

“Rızkı yerin derinliklerinde araştırınız.”7 sözü hadis kriterleri açısından zayıf olsa da ifade ettiği gerçek bakımından üzerinde hassasiyetle durulması gerekli olan bir husustur.

O günün insanı sadece elinde sabanıyla yeri yararak ekip biçtiği bitki ürünleriyle bu hakikate fiilî olarak iştirak ederken artık günümüzde yeraltı zenginliklerinin nasıl bitmez ve tükenmez birer rızık vasıtası olduğu herkesin malumudur. Ne ki, günümüzün insanı yeni yeni bu nimetlerin mevcudiyetine uyanmaktadır.

Biz Müslümanlar, elimizdeki sonsuz denecek ölçüdeki bu zenginlik kaynaklarını kullanamıyorsak bunun vebali tamamen bize aittir. Bugün dünya ekonomisinin temel unsurlarından biri ve belki en birincisi petroldür. Petrol uğruna devletler kurulup devletler yıkılmaktadır. Oysaki Müslümanlar ellerindeki bu geniş imkânı kullanamamakta, sözde kullananlar da onu israf ve tebzîr ile saçıp savurmaktadır.

Aslında bir zamanlar hasım bir dünyayı, Osmanlı’yı yıkmaya sevk eden en büyük âmil, coğrafî konumu itibarıyla onun bir kısım yeraltı zenginliklerine sahip olmasıydı. Bu konuda Abdülhamid’in akıllara durgunluk veren siyasî manevralarına mağlup düşen Batılı, Müslümanları birbirine düşürme planıyla arzusuna kavuştu ve parçaladığı devletçikleri kendi hesabına sömürmenin yollarını buldu. Daha sonraları ise zavallı İslâm âlemi periyodik bir zamanlamayla hep el değiştirdi durdu. Aslında bu, onun kendisine sahip çıkmamasının cezasıydı.

Mehlika Sultan’a âşık yedi genç gibi Batı aşkıyla yanıp tutuşan zavallı Müslüman ülkeler, atlarını Batı yamaçlarına doğru mahmuzlarken, onlar da sinsi yöntemlerle bizim dünyamıza yöneldi ve Afrika’da, Arap Yarımadasında, Suriye’de, Mısır’da, Azerbaycan’da, Çeçenistan’da, Kırgızistan’da bizim değişik imkânlarımızı ve hususiyle de petrol rezervlerimizi işletmeye ve doyma bilmeyen bir iştah ve hırsla kullanmaya başladılar.

273