İçeriğe geç

İkincisi: Yine bu hadis ifade ediyor ki, kanun ve nizamlar, satırlarda yazılı bir kısım şeylerdir ve bunların çok fazla tesiri de yoktur. Zira insanlar kafa kafaya verip, en muhkem kanunnameler hazırlayabilirler. Önemli olan, o kanunların ihtiva ettiği hususlara riayet edilip edilmemesidir.

Bu itibarla, esas olan, idare edilen insanların ahlâkî yapılarıdır. Eğer onlar, ahlâklı ve kendilerine düşen problem ve meseleleri halletmiş insanlarsa, kendilerini idare edenlere problem çıkarmazlar veya onların çok az problemleri olur.

Burada yeri gelmişken, güvendiğim birinin hikâye ettiği bir hâdiseyi sunmak istiyorum.

İlk meclis milletvekillerinden Tahir Efendi adında bir zat vardır. Bu zat, hâl ehli ulemâdandır. Diğer milletvekilleri meydanlarda nutuk atarken, Tahir Efendi bir köşede hep susmayı tercih eder. Ancak taraftarları ısrar eder ve hocayı da meydanlara çıkarıverirler. O da çıkar, kendine göre bir meydan konuşması yapar. Ancak Tahir Efendi, az ve öz konuşan bir insandır. Konuşmasında şöyle der ve kürsüden iner:

“Ey cemaat! Şunu biliniz ki, siz ‘müntehib’siniz. Ben ise ‘müntehab’ım. Gideceğimiz yer ise, ‘müntehabün ileyh’tir. Sizin yaptığınız işe de ‘intihab’ denir. İntihab ise, ‘nuhbe’den gelir. Nuhbe, ‘kaymak’ demektir. Unutmayın ki, bir şeyin altında ne varsa kaymağı da o cinsten olur. Yoğurdun üstünde yoğurt kaymağı, sütün üstünde süt kaymağı, şapın üzerinde şap kaymağı…”

İfadelerdeki Arapça terimleri anlamayanlar için belki istifadeli olur diye kısaca açıklamak istiyorum:

‘Müntehib’ seçen, ‘müntehab’ seçilen, ‘müntehabün ileyh’ kendisi için seçim yapılmış yer, meclis; ‘intihab’ da, seçmek demektir. Bu kelimelerin hepsi, ‘nuhbe’ kelimesinden türemiştir.

146