İtiraf etmeliyiz ki, böylesi ağır işleri, zevk u sefaya alışmış insanlar kat’iyen yapamazlar. Zevkin, sefanın zebunu insanların medeniyet adına ortaya koydukları hiçbir şey yoktur. Eğer şanlı tarihimizde yapılmış bazı şeyler varsa, onları perhize alışmış, varlık içinde iktisat ve itidalle hareket eden, kalbinin ve ruhunun hakkını da ihmal etmeyen fazilet insanları yapmışlardır.
Hâsılı, bizim tüketim anlayışımızda, diğer sistemlerden farklı olarak üç önemli esas ve prensip vardır: Temizlik, itidal ve fazilet.
4. Tüketimde Öncelik
İstihlâk (tüketim) mevzuunda üzerinde durulması gereken önemli diğer bir husus da tüketimde öncelik meselesidir. Sistem olarak biz, bu açıdan da diğer anlayış ve sistemlerden oldukça farklı sayılırız.
Diğer anlayış ve sistemler, lüks ve israfı esas aldıklarından iktisadî çarklarını bütünüyle tüketim esası üzerine kurmuşlardır. Hâlbuki bizde esas olan, yeterlilik ve kifayet ölçüsüdür.
Bizim hayatımızda, hayatın devamı için en zarurî olan şeyler tüketimde birinci sırayı alırken, hayatı kolaylaştırıcı harcamalar ikinci sırada değerlendirilir. Lüks ve israf ise üçüncü derecede tüketim sayılır ve İslâm nazarında, hiç de sevimli ve tasvip gören bir harcama şekli değildir.
Bir insanın hayatını devam ettirecek ölçüde yiyip-içmesi zarurettir. Ama yediğini istifrağ edip -eski Romalılar’da olduğu gibi- sırf lezzet adına tekrar tekrar yiyip-içmesi israftır ve haramdır.
İnsan, seyahat ve yolculuklarını elbette bir vasıtaya binerek yapmalıdır. Hatta bu yolculuklarında hayatî tehlikesi en az olanları tercih etmelidir. Ancak bu da hiçbir zaman lüks ve israfa girilmeden gerçekleştirilmelidir.