İçeriğe geç

Evet, siz orada, ruhen yıkılmış insanların cansız heykelleriyle ve mezar taşlarıyla karşılaştığınızda, o mübarek ülkenin hangi sebeplerle elden çıktığını mutlaka anlayacaksınız; anlayacaksınız, olabildiğine refah içinde, cismaniyete bağlı hayatın ne demek olduğunu. Bir zamanlar koskoca bir medeniyet kurmuş bu insanlar, zevk u sefa içinde önce ruhlarını felç etmişler, sonra da kendi yaptıklarını kendi elleriyle yıkmışlardır.

h. Zenginlikle Şımaran Zavallılar

Mütrefîn şımarıktır. Şımarığı da Allah (celle celâluhu) sevmez; sevmez zira, O, şımarığa ‘şeytanın kardeşi’43 demiştir. Tarih boyunca mütrefîn, çevresindekileri cahil, görgüsüz ve körü körüne itaatkâr görmek istemiştir. Neron ile beraber Roma’nın yanmasına göz yuman yığınlar, cahil, görgüsüz, başındaki firavuna körü körüne itaat eden insanlardı.

Mısır firavunlarının etrafındakiler de öyleydi. Zira firavun, onları bazen -bağışlayın- köpek gibi havlatır, kedi gibi miyavlatır, yat der yatırır, kalk der kaldırırdı. Evet, onlar, kendi etraflarını hep böyle kör bir itaat içinde olabildiğince cahil tutmuşlardı. Halk cahil olduğu ve cahil bırakıldığı için de bu tür Cehennem yârânının arkasından tereddüt etmeden akıp gitmişlerdi.

Hâlbuki öbür âlemde manzara tamamen değişecek ve hem arkadan hem de önden gidenler maruz kaldıkları bu durumdan kurtulmanın çaresi olarak suçu birbirlerinin üzerine atacaklardır (atf-ı cürümde bulunma). Heyhât ki, bu çırpınış ve gayretlerin onlara bir faydası olsun! Kur’ân-ı Kerim, onların bu dehşetengiz hâlini şöyle anlatır:

“Rabbimiz! Biz yöneticilerimize ve büyüklerimize itaat etmiştik, fakat onlar bizi bu yoldan saptırdılar. Rabbimiz! Onlara iki kat azap ver, onları büyük bir lânete uğrat, derler.”44

344