İçeriğe geç

Marks ve Engels’in komünizm adına ortaya attıkları birinci prensip, dinin bir afyon olduğu hezeyanıdır. Onlara ve takipçilerine göre din, kapitalist sistemin sömürü aracıdır. Midesi dolu bir insan, nasıl rahatlamak için hazım hapı kullanır, din de komünist görüşe göre, ezilen sınıfları rahatlatmak için onlara verilmiş bir hap, bir afyondur.

Din, komünizmin en büyük düşmanıdır. Komünist ütopyaya göre proletarya sınıfı bir gün hayata hâkim olacak ve sınıfsız, aynı zamanda da dinsiz bir dünya kuracaktır. Komünistlere göre, düşünce hürriyeti, dinin ortadan kalkmasına bağlıdır.

Komünizmin ikinci temel prensibi, özel mülkiyetin kaldırılmasıdır. Komünizme göre mülk, proletarya sınıfına veya bu sınıfın kurduğu devlete aittir. Kimse, kapitalist düzende olduğu gibi herhangi bir şeyi sahiplenemez, serbest ticaret yapamaz ve serbest rekabet ortamı oluşturamaz. Bu çerçevede, üretim araçları ve her türlü ticaret, proletarya veya devlet tarafından kontrol edilir.

Komünist toplum; devleti oluşturan azınlık hariç, her bir ferdin birer işçi olarak çalışma ve üretmede mevcut bütün gücünü kullandığı, tüketmede ise devletin tespit ettiği ihtiyaç nispetinde harcama hakkı bulunan bir toplumdur.

Komünizmde ekonomi her şeydir. İnsan, sadece üreten ve tüketen bir varlıktır. O, düşünmesi bile üretim vasıtaları ile olan münasebetine bağlı, iradesiz, kendi kullandığı eşyanın emrinde, makine gibi zavallı bir varlıktır. Bu sistemde sanat, hukuk, edebiyat, her türlü insanî ve ahlâkî değerler de ekonomik faaliyetler alt yapısı üzerine oturan birer üst yapı durumundadır.

167