İçeriğe geç

Meseleye biraz şüpheyle bakma mecburiyetindeyiz. Yüz insanın iş yaptığı bir yere, tek bir makine konmuşsa, yüz insan açıkta kalmış demektir. Hakikaten dünyanın pek çok yerinde -İngiltere gibi pek azı müstesna- Sanayi İnkılabı ile birçok işçi sokaklara dökülmüş, karnını doyurmak için saldırganlık ve tecavüz yolunu seçmiştir. Ancak ondan sonradır ki, patronlar, kapitalistler işçiyle muvazaa için masalara oturup anlaşmak zorunda kalmışlardır. Bir şeyler verip, bir şeyler koparmak ve samimiyetten, hüsnüniyetten uzak olarak onu aldatmak, istismar etmek üzere çeşitli yollara tevessül etmişlerdir.

Görülüyor ki, kapitalizm iddia edildiği kadar müstakîm bir sistem değil; bu sistemde, bir ölçüde rekabet bulunmakla beraber, zengin ve kuvvetliler anlaşmış ve zayıfları ezmişlerdir.

Bütün dünyada görülen işçi hareketleri bunun bir delilidir. Aç-susuz yeraltı madenlerinde ve mahzenlerde çalışan insanların durumu bunu açıkça ispat etmektedir.

Esasen işçi, ölümlü hâkimiyeti terazinin mukabil kefesine koymuş ve öyle mücadeleye girmiştir.. evet, o, ya bir lokma koparacak ya da bu yolda ölecektir. Onu bu yola iten faktörlerin arasında en mühimmi sermayedarın istismarıdır.

Ayrıca bu sistemde devletin zaafa düştüğü, yani çarşı-pazara hâkim olamadığı; vurgunculuğun, ihtikârın ve çeşitli ticarî spekülasyonların kol gezdiği dönemlerde zenginler, sermaye sahipleri iyice kuvvet kazanmış ve zayıf halk ise iyice ezilmiştir. Orta sınıf eriyip gitmiş ve tabakât-ı beşer çapında vuruşma meydana getirebilecek bütün sebepler hazırlanıvermiştir.

162