Bu sistemde düşünce, mükâfatını göreceği gibi, Herkül gibi bir insan, çiroz bir insanın elde ettiği şeyin çok fevkinde şey elde ettiği için, o da güç ve kuvvetiyle çok çalışacak ve daha çok kazanacaktır.
Kapitalizmin ileri sürdüğü bu esasları ileride kritiğe tâbi tutmaya çalışacağız.
a. Kapitalizmin Gerçek Yüzü
Kapitalizm, ileri sürdüğü esaslarıyla hiç şüphe ve tereddüde mahal kalmadan en beşerî, en tabiî ve en fıtrî sistem olduğu ve şimdiye kadar cerh edilmediği, bundan sonra da cerh edilmeyeceği iddiasındadır. Hâlbuki arkasına dönüp baksa ve şu ana kadar geçirdiği istihaleleri görebilse bu kadar iddialı konuşmayacaktır.
Her şeyden evvel bu sistemde, sermayedarların çalışması topyekün insanlık için saadet vesilesi olmuş mudur? İddia ettikleri şeylerin hepsi pratik hayatta mâkes bulmuş mudur? Yoksa hep kuvvetliler bir araya gelmek suretiyle, belli bir dönemde kurulan karteller gibi sömürücü, istismar edici şebekeler teşkili ile fakir ve zayıf sınıfı sömürüp istismar mı etmişlerdir?
Bu dünyada fakir, yer altı mahzenlerinde ve dehlizlerde, ‘kût-u lâyemût’a (ölmeyecek kadar ücret) çalışmış ve oralarda erimiş, tükenmiş gitmiş midir, yoksa hakikaten sırtına beyaz yakalı bir gömlek geçirip iyi bir yerde bir villaya sahip olmuş mudur?
Bütün bunları kuşkuyla karşılamamız için çok sebep var. Bir kere dillere destan edilen ve hakkında destanlar yazılan Sanayi İnkılabı hakikaten beşerin yüzde yüzü için menfaatli olmuş mudur?
Yoksa evinde, basit tezgâhı başında, yüzlerce insan çalışıp az dahi olsa bir şey kazanırken, -Bu tevcih de sorgulamaya açık- Sanayi İnkılabıyla fabrikasyon işler, ferdin çalışmasının yerini almış da, bir sürü fert işsiz olarak sokaklarda mı kalmıştır?