İçeriğe geç

Bilindiği üzere İnsanlığın İftihar Tablosu (sallallâhu aleyhi ve sellem) Uhud savaşı öncesinde bir grup sahabeyi Okçular tepesine yerleştirmiş ve her ne olursa olsun orayı terk etmemeleri gerektiği konusunda sıkı sıkı tembihlemişti. Fakat okçuların, emre itaatteki inceliği henüz kavrayamamış büyük bir kısmı, düşmanın kaçtığını görünce vazifeleri bitti zannıyla mekânlarını terk etmişlerdi. İşte bundan sonradır ki müşriklerin yeni bir manevrasıyla arkadan kuşatılan İslâm ordusu çok ciddi yara almıştı. Öyle ki Efendimiz’in bile mübarek başı yarılmış, dişi kırılmıştı. Fakat O, hiçbir şey olmamış gibi yine ashabını toplamış ve onlarla istişare yapmıştı. Hatalarını yüzlerine vurmamış; onlara karşı en ufak bir serzenişte bulunmamıştı. Bu ne iltifat esintisidir böyle!

Kim bilir onlar yaptıkları içtihat hatasından ötürü ne kadar ezilmişlerdi! Allah Resûlü, atılacak yeni adımlarla ilgili yine onların fikirlerine müracaat etmek suretiyle, hatasının farkında olan ve bunun psikolojisi altında ezilen ashabın yanan gönüllerine su serpmişti. Ruhlarda kahramanlığı tetiklemenin, meydana gelen kırık ve çatlakları tamir etmenin yolu budur.

Hudeybiye Sulhu

Söz buraya gelince zannediyorum çoklarının aklına Hudeybiye anlaşması gelecektir. Zira İnsanlığın İftihar Tablosu (sallallâhu aleyhi ve sellem) Mekkelilerle bu anlaşmayı yapma adına taviz üstüne taviz vermişti. Bazı maddelerin kabulü kendisine çok ağır gelmiş olsa da sırf uzlaşı sağlayabilme ve sulh atmosferi oluşturabilme adına buna katlanmıştı.

48