İçeriğe geç

Meselâ şu caminin içindeki elektrik mekanizmasını, Allah kurmuş, işler ve çalışır hâle getirmiştir. Yeniden bunu tenvir etme işi, ameliyesi de Allah’a aittir. Elektron akımlarından bir ışık meydana getirme, camiyi tenvir etme birer fiildir. Bunlar da “Nuru’n-Nur, Münevviru’n-Nur, Musavviru’n-Nur” olan Hz. Allah’a (celle celâluhu) aittir. Ama bu caminin aydınlanması mevzuunda, sizin de bir mübaşeretiniz vardır; o da, Allah’ın kurduğu bu mekanizmada, Allah’ın ayarladığı düğmeye sadece dokunmanızdır. Kurulması, sizin irade ve takatinizin çok fevkinde olan o mekanizmanın, tenvir vazifesini yapması ise tamamen Allah’a aittir.

İsterseniz biraz daha açalım: Meselâ, hazırlanıp işler, çalışır, yürür hâle getirilmiş bir makine düşünelim ki; sadece çalıştırmak için onun düğmesine dokunma vazifesi, size verilmiş olsun. O makineyi harekete geçirme ise, onu kuran ve inşa eden zata mahsustur. İşte, beşere ait bu küçük mübaşerete biz, “kesb” veya “cüz’î irade” diyoruz. Allah’a ait olana ise “halk etme, yaratma” diyoruz. Böylece bir irade inkısamı karşımıza çıkıyor:

A. Küllî İrade

B. Cüz’î İrade.

İrade dediğimiz; murad etme, dileme demektir ki tamamen Allah’a aittir.

وَمَا تَشَۤاؤُۧنَ إِلَّا أَنْ يَشَۤاءَ اللّٰهُۘ

“Allah’ın dilediğinden başkasını dileyemezsiniz…”11

128