Misal mi istiyorsunuz? Bakınız! Siz Kur’ân-ı Kerim’i ve va’z u nasihati dinlediğiniz zaman; keza, ilmî bir eser okuduğunuz zaman, içiniz nura gark oluyor. Hâlbuki bir başkası, minarenin gölgesinde ezan-ı Muhammedîyi duyarken, va’z u nasihati işitirken, hatta en içten münacâtlara kulak verirken rahatsızlık duyuyor ve tedirgin oluyor da; “Bu çatlak sesler de ne?” diye ezanlar hakkında şikâyette bulunuyor.
Demek oluyor ki; hidayet eden de, dalâleti veren de Allah’tır (celle celâluhu). Ama bir kimse dalâletin yoluna girdiyse, Allah (celle celâluhu) da binde 999,9 ötesi kendisine ait işi yaratır; –tıpkı düğmeye dokunma gibi–, sonra da insanı, dalâlete meylettirir. O arzusundan ötürü de ya cezalandırır veya affeder.
Cevap: Böyle bir soru, ancak öğrenmek maksadı ile sorulabilir. Başka türlü günaha girilmiş olur. Esasen, içinde böyle bir derdi olan insanın da, bunu sorması lâzımdır.