İçeriğe geç

Evet, “Mülk sahibi mülkünde istediği gibi tasarruf eder.” kaidesi bütün varlıklar için geçerlidir. Sadece insandır ki, ona mahiyeti meçhul bir irade verilmiştir. O, bu iradesini hayra sarf ettiği zaman, Allah (celle celâluhu) hayrı yaratacak, şerre sarf ettiği zaman da, eğer murad buyurursa, şerri yaratacaktır. Burada bizi böyle bir hüküm verme cüretine sevk eden de yine Cenâb-ı Hakk’ın Rahmâniyet ve Rahîmiyetine olan itimadımızdır.

Yani, biz hayrı istediğimiz zaman kat’iyen inanıyoruz ki, Cenâb-ı Hak o hayrı yaratacaktır. Fakat, bazen insanın istediği şerri Allah (celle celâluhu), lütfu olarak yaratmaz. Meselâ, birisi insanın kafasına girer, onu yoldan çıkarmak ister, o da ona meyleder. Fakat Cenâb-ı Hak o insanın ya mazide işlediği güzel bir ameli sebebiyle ya da istikbalde yapacağı iyi amelleri vesilesiyle onun dalâletini murad etmez ve onun için o kötülüğü yaratmaz. Hatta bir engel çıkarır ve onu öyle bir kötülükten alıkor, kötü yere gitmesine meydan vermez. Bu, Cenâb-ı Hakk’ın atâsıdır. Ancak Cennet dahi bir bakıma insanın iradesini kullanmasına bağlı olduğundan, Cenâb-ı Hak hayır adına istenen şeyleri yaratır. Elverir ki insan bütün hayırları silip süpüren büyük bir günahla Cenâb-ı Hak’tan gelecek atâ ve ihsana liyakatini ortadan kaldırmış olmasın.

Soru 10: Cenâb-ı Hakk’ın atâ kanununu izah eder misiniz?

Cevap: Atâ kelime olarak, lütuf, ihsan ve bahşiş demektir. İ’tâ da aynı kökten gelir.

152