İçeriğe geç

Evet, onlar kendilerini, firavunun azabından kurtaran ve kemalât-ı insaniyeye giden yolları gösteren enbiyâyı önce tekzip, sonra katl ve tedmir ede ede ciddî bir gazaba, hatta iç içe gazaplara maruz kalmışlardı da müjdesi, bütün eski kitapların sayfalarının ruhu, ahir zamanda gelecek Peygamberi (sallallâhu aleyhi ve sellem) beklemeye koyulmuşlardı; koyulmuşlardı ama, gün gelip de o şanı yüce Nebi zuhur edince, yine o bazıları, burunlarının dibine kadar gelen bu fırsatı değerlendirememiş ve sırtlarında bir semer gibi taşıdıkları gazabın üstüne bir gazaba daha çarpılmışlardı.

وَمَنْ أَظْلَمُ مِمَّنْ مَنَعَ مَسَاجِدَ اللّٰهِ أَنْ يُذْكَرَ ف۪يهَا اسْمُهُ

“Allah’ın mescitlerinde O’nun adının anılmasına engel olandan daha zalim kim vardır!”

(Bakara sûresi, 2/114)

Âyet-i kerimenin mânâsını sebeb-i nüzuldeki meseleye hamlederek anlamak; yani bunlar, insanların Beyt-i Makdis’e ulaşmasına mâni olan Hıristiyanlardır deyip bundan hususî bir hüküm çıkarmak meseleyi daraltmak sayılır. Zira, çok yerde olduğu gibi, burada da, sebeb-i nüzul hususî, hüküm umumîdir. Öyleyse, gerek o devirde, gerekse sonraki devirlerde Hz. İsa’yı çarmıha germek isteyenler, insanların en zalimidirler. Hz. Muhammed’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) Kâbe’ye girmesine engel olmak için Hudeybiye’de karşısına çıkanlar ve onların bu düşüncelerini takip edenler, yine insanların en zalimidirler. Mescitleri, camileri muattal bırakanlar insanların en zalimidirler. Milletin dinî hayatına, mescitlere kadar uzanan müdahaleleriyle hacir koyanlar, insanların en zalimidir vs. Mademki Kur’ân evrensel bir kitap; öyleyse bu âyeti, böyle değişik tevcihler içerisinde ele almak ve yorumlamak Kur’ân’ın ruhuna daha uygun olsa gerek…

36