İçeriğe geç
مَنْ صَامَ رَمَضَانَ إ۪يمَانًا وَاحْتِسَابًا غُفِرَ لَهُ مَا تَقَدَّمَ مِنْ ذَنْبِه۪

“Kim Ramazan orucunu inanarak ve ihlâslıca (sevabını yalnız Allah’tan umarak) tutsa, geçmiş günahları bağışlanır.”48 Buradan da anlaşıldığı gibi ihlâs bütün amellerin özü, esası ve ruhu hükmündedir.

KAYYUM: Kayyum ismi, Cenâb-ı Hakk’ın hem zâtına hem de ef’âline bakar. Zâtına bakan yönüyle, O’nun kıdem ve bekâsını ifade eder. Ef’âline bakan yönüyle ise, mevcudatın devamını. Zira mevcudatın devamı O’nun devamına bağlıdır. Mevcudatın devamında zikredilen kanun, nizam vs. bunların hepsi itibarî şeylerdir; böyle itibarî kanunlarla eşyanın ayakta durması ise mümkün değildir. Avamca bir yaklaşımla, bütün bunların bir uygulayıcısının, hayata tatbik edicisinin bulunması lâzım gelir ki, O da Allah’tır. Söz buraya gelmişken, bu mevzua farklı bir şekilde yaklaşan İbn Arabî’nin görüşünü ifade etmekte yarar var. İbn Arabî diyor ki: “Hakâik-i eşya, esmâ-i ilâhiyenin tecellîlerinden ibarettir. Bu sebeple varlık aslında bir “yok”tur. Fakat bu tecellîler o kadar sık gelmektedir ki, biz onunla eşyanın var olduğunu görüyor ve varlığına hükmediyoruz. Şayet Cenâb-ı Hak, bu tecellîlerini bir an kesiverse, her şey mahvolur gider.” Evet Süleyman Çelebi’nin de dediği gibi:

“Ol dedi bir anda var oldu cihan, Olma derse mahv olur ol dem heman…”
70