Meselâ, bir keresinde Efendimiz, bir ağacın altında istirahat etmekte iken, Gavres isminde bir kâfir, O’nun uykuda bulunuşunu fırsat bilerek, ağacın dalında asılı olan kılıcını alıp müstehzi bir tavır ile “Şimdi seni benim elimden kim kurtaracak?” demişti; buna karşılık Allah Resûlü fevkalâde bir temkin içinde ve Rabbinden emin bir şekilde “Allah!” diye haykırmıştı ki, O’nun bu gürleyişi kâfirin âdeta ödünü koparmış ve kılıç elinden düşerek olduğu yerde kalakalmıştı. Bu sefer de kılıcı Allah Resûlü eline almış ve “Ya şimdi seni kim kurtaracak?” deyivermişti. Adam, sıtmalı bir insan gibi titreme içinde idi ki, Allah Resûlü’nün sesini duyanlar oraya geldiler ve gördükleri manzara karşısında hayrete düştüler. Daha sonra olup bitenleri öğrenince de, Allah’a karşı iman ve itimatları bir kat daha arttı. Gavres de, Hz. Emin’e güven sözü verdi ve oradan ayrıldı.14
Keza, Huneyn muharebesinin başında İslâm ordusunda bir dağılma baş göstermişti. Öyle ki, bütün sahabe âdeta bir çözülme yaşıyordu. Neticenin yenilgi ve mağlubiyet olduğu hemen herkesçe bir kanaat hâline gelmişti. Şöyle ki, savaşın çok şiddetlendiği bu hengâmede, sahabeden ensar ve muhacirîn gençleri, ok atmada mahir olan müşrik Hevâzin ve Benî Nasr’ın okçuları karşısında fazla dayanamamışlardı. Derken, baştaki ikbal birdenbire âdeta idbara dönmüştü. Herkes geriye çekiliyordu. Etrafı düşmanla sarılı olan bir insan vardı, O da Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem) idi.
Dipnotlar
- 14 Ahmed İbn Hanbel, el-Müsned 3/364; 390; İbn Hibbân, es-Sahîh 7/138.