İçeriğe geç

Ne var ki, semaların ulaşılacak bölgelerine de yine, Allah’ın (celle celâluhu) koyduğu kurallarla, O’nun güç, kuvvet ve hâkimiyeti ile ulaşmak mümkün olabilecektir. “Ey cin ve ins toplulukları! Yer ve göklerin dairesini aşmaya gücünüz yetiyorsa haydi aşınız!.. Doğrusu ilahi kudret ve kuvvet olmadan siz arz ve sema çemberini aşıp onların içine giremezsiniz.”61 fehvâsınca, havasızlık, yerçekimi, sürtünme, değişik kozmik hâdiseler türünden pek çok engel vardır ki, bunlar ancak Cenâb-ı Hakk’ın vaz’ettiği kanunların bilinip değerlendirilmesi ölçüsünde aşılabilecektir.. ve tabiî, O’nun koyduğu kurallarla elde edilen bu başarılara da kat’iyen mucize denemez. Bu hususta modern yorumcuların teferruat nev’inden ifade ettikleri önemli detaylar üzerinde durulabilirdi. Ancak biz bu kadarlıkla iktifa edeceğiz.

2. Nakil ve Binek Vasıtaları

Bu konuda da Kur’ân-ı Mu’cizü’l-Beyan, Asr-ı Saadet’ten kıyamete kadar gelecek olan bütün nesillere ima ve işaretleriyle hemen her devir insanının ufkunu ve ilmini aşkın mucizevî haberler vermektedir. Bu türden haberleri ihtiva eden âyetlerin birinde şöyle buyrulmaktadır:وَالْخَيْلَ وَالْبِغَالَ وَالْحَمِيرَ لِتَرْكَبُوهَا وَزِينَةً وَيَخْلُقُ مَا لَا تَعْلَمُونَ “Atları, katırları ve eşekleri binmeniz ve bir de ziynet olsun diye (yarattı). Allah şu anda bilemeyeceğiniz daha nice (nakil ve binek vasıtaları) yaratacaktır.”62

Kur’ân’ın nazil olduğu dönem düşünülecek olursa, insanların binekleri –âyet-i kerimede de gösterildiği gibi– sadece at, deve, eşek ve katır gibi hayvanlardan ibaretti. O gün hemen bütün dünyada binek olarak bunlar kullanılıyordu. Seferler bunlarla yapılıyor, bunlarla kervanlar tertip ediliyor ve ticaret eşyaları bunlarla taşınıyordu.. ve bunlar aynı zamanda göz alıcı birer ziynet ve süs eşyası gibiydi. Öyle ki, onlarla meşgul olmak, herkes için bir eğlence ve haz konusu idi.

406