Buraya kadar zikredilen misallerden de anlaşıldığına göre, Kur’ân, hicretin ikinci yılında nazil olan “Ey Resûl! Rabbinden sana indirileni tebliğ et. Eğer bunu yapmazsan, O’nun elçiliğini yapmamış olursun. Allah seni insanlardan koruyacaktır. Doğrusu Allah, kâfirler topluluğunu hidayete iletmez.”18âyetiyle tam on sene önceden gaybî olarak Efendimiz’in masuniyetine ait bir vak’ayı dile getirerek, geçen bu süre zarfındaki hâdiseler de onun verdiği bu gaybî ihbarın doğruluğunu tasdik etmiştir. Öyle ki, hiçbir himayenin olmadığı ve düşmanların da her yanı çepeçevre sardığı bir dönemde Kur’ân’ın verdiği bu haber doğru çıkmış ve Nebiler Serveri kendi yatağında emniyet içinde ruhunu Allah’a teslim etmiştir.
Konuyla alâkalı farklı bir örnek daha vermek istiyorum: Kamer sûresindeki, “O topluluk yakında bozulacak ve onlar arkalarını dönüp kaçacaklardır.”19 âyetiyle, Müslümanların gelecekte düşmanlarına karşı galip geleceği ve müşriklerin hezimete uğrayacağı gaybî olarak haber verilmiştir. Bu âyetler, Buhârî’nin rivayetinde geçtiği üzere, Hz. Âişe Validemiz’e göre Mekke’de nazil olmuştu.20 Aslında Müslümanlar o dönemde fevkalâde zayıftı. O kadar ki, onlar bölük bölük Mekke’yi terk edip Habeşistan’a hicret ediyorlardı. Efendimiz de Mekke’de vefa görmeyince, davasına bir dayanak bulabilmek için Taif’e gidiyor; Taiflilerden de umduğu hüsnükabulü göremiyor, hüsnükabul görmek bir yana, onlar tarafından taşlanıyor ve çeşitli hakaretlere; saygısızlıklara maruz kalıyordu. Daha sonraları ise O ve etrafındaki Müslümanlar, Mekke’deki atmosferin yaşanmaz hâle gelmesi karşısında kendilerine kucak açan Medinelilerin davetlerine icabet ederek Medine’ye hicret ediyorlardı.
Dipnotlar
- 18 Mâide sûresi, 5/67.
- 19 Kamer sûresi, 54/45.
- 20 Buhârî, tefsîru sûre (54) 6, fezâilü’l-Kur’ân 6; Abdurrezzak, el-Musannef 3/352.