Diğer taraftan imama itaat, körü körüne bir itaat da değildir; o hata eder ya da unutursa doğruya irşad edilir. Nitekim Resûl-i Ekrem, bir defasında namaz kıldırmakta iken misal âleminden nazarına arz edilen bir manzara ile canı sıkılmıştı. Ebû Hüreyre, Allah Resûlü’nün bu durumunu anlatırken, “Kaşları çatılmış, yüzü her zamankinden farklı bir görünüm almıştı.” der. Bundan dolayı da yanlışlıkla dört rekâtlık namazın ikinci rekâtında selam vermişti. Namaz bitince sahabeden Zülyedeyn ileriye atıldı ve, “Ya Resûlallah! Namaz mı kısaldı yoksa siz mi unuttunuz? Bize hergün dört rekât kıldırdığınız namazı, Allah’tan bir emir mi geldi de iki kıldırdınız?” dedi. Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem) ashabına dönerek, “Zülyedeyn ne diyor?” buyurdu. Ashab, “Doğru söylüyor Ya Resûlallah. İki rekât kıldınız.” dediler.291 Bunun üzerine Efendimiz: “Namaz hakkında bir değişme vukû bulsa elbette ben onu size haber veririm. Lakin ben de sizin gibi bir insanım. Sizin unuttuğunuz gibi ben de unuturum; unuttuğum zaman bana hatırlatın.” buyurmuştur.292 Sanki Allah (celle celâluhu), Efendimiz’e namazın rekâtlerini unutturmakla ümmete hatırlatma ruhunu aşılamak istiyor, o mevzuda yapacakları şeyi ilham ediyordu.
Hâsılı, imam, öne geçer namaz kıldırır. Şayet bilerek-bilmeyerek bir hata yaparsa o zaman da siz onu ikaz edersiniz. Bu yönüyle namaz, yüksek bir cemaatin disipline edilmesi hususunda en mühim bir unsurdur ve sağlıklı bir itaat ve teslimiyet fikrinin formüle edilmiş şeklidir.